Zalim dinsiz, zulüm renksizdir

YORUM | MEHMET ALİ ÖZCAN

Yeni Zelanda, güney yarımkürede, Büyük Okyanustaki ada ülkelerinden biri. 5 milyonluk nüfusun yüzde 78’i Avrupa kökenli. Kişi başına gelir 42 bin dolar civarında. Ülkede, Hristiyanlık baskın bir din olmasına rağmen, insanların 3’te 1’i kendisini herhangi bir dine mensup olarak görmemekte ve genel olarak seküler bir hayat tarzı sürüyor.

Yüzüklerin Efendisi film üçlemesinin çekildiği bu topraklar tabiat güzellikleriyle ünlüdür. 2016’da Dünya genelinde refah düzeyi en yüksek ülke seçildi. Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere Yeni Zelanda huzurlu ve ekonomik açıdan güçlü bir ülke. Yani Ortadoğu’nun, bildiğimiz karmaşa ve kaos ikliminden çok uzak.

Bütün bu güzelliklere sahip Yeni Zelanda’da, 28 yaşında, aşırı sağcı fikirlere ve Neo Nazi ideolojisine yakın bir saldırgan geçen hafta Cuma namazı için camide bir araya gelmiş Müslümanlara karşı yaptığı terör eyleminde 50 kişiyi öldürdü.

Saldırıda kullanılan silahların üzerinde, daha önce Müslümanlara yönelik savaş veya saldırılarda kahraman olarak değerlendirilen kişilerin isimleri var. İngiliz kökenli, Brenton Tarrant isimli teröristin saldırıdan önce yayınladığı 73 sayfalık mektubunda bahsettiği konular da dikkate değer… Mahkemeye çıkarılan Tarrant’ın eliyle yaptığı Nazilerin “her şey yolunda” anlamına gelen işaret, aynı zamanda beyaz ırkın üstünlüğünü simgeliyor. Bu hareketiyle Tarrant, ırkçı bir eylemde bulunduğunu ifade etmiş oluyor.

Hangi gerekçeyle olursa olsun, Allah’ın verdiği canı almaya kimsenin hakkı yoktur. Kendinden değil diye, yani farklı din, ırk ve düşünceye sahip insanlara saldırmanın hiçbir insanî tarafı yoktur. Bu yolla, ne adalet tesis edilir, ne toplumda huzur sağlanır ve ne de insanlığın problemlerine çare bulunur.

Farklı olana karşı nefret duyma veya şiddet uygulama şeklinde ortaya çıkan problemlerin temelinde ön yargı, korku ve tahammülsüzlük vardır. Bu problem ancak ve ancak bütün insanların el ele vermesi ile çözülür. Bunun için de, insana değer veren bir eğitim anlayışının öne çıkarılması ve insanların bir araya gelip diyalog halinde olması gerekir.

Bütün dinler, insanların huzur içinde yaşamasına yönelik kurallar koyar; fertleri de hem iyi biri olmaya, hem de iyilikler yapmaya yönlendirir. Ne var ki, bunun gerçekleşebilmesi insana bağlıdır. Günümüzde her dinden insanlar, dini kullanarak insanları sömürüyor veya öldürüyor. O halde toplumsal huzur için din yalnız başına bir şey ifade etmiyor demek ki… Geçmişte Haçlı Seferlerini organize eden kafa yapısının yerini bugün El-Kaide, IŞİD ve Boko Haram gibi örgütler aldı.

Bu örgütler, yaptıkları eylemlerle başka din mensuplarını kaygılandırıyor ve aralarındaki ırkçıları tahrik ediyor. Eğitimsiz ve İslam’ın gerçek değerlerinden uzak insanların yaptığı her eylem, bumerang gibi dönüp dolaşıp yine Müslümanlara zarar veriyor.

SADECE ÖRGÜTLER Mİ?

Aslında bunu sadece örgütlerle sınırlandırmak doğru değil. Neredeyse Müslümanların yoğun olarak yaşadığı tüm ülkelerin durumu içler acısı… Bir zamanlar, AB yolunda ve demokratikleşme konusunda ciddi adımlar atan Türkiye’nin hali ortada… Ötekileştirme, sömürme, insana değer vermeme, zulüm, diktatörlük, yolsuzluk gibi şeyler sadece Türkiye’de değil, İslamî görünen bütün ülkelerde var.

Hal böyle iken, Yeni Zelanda’da meydana gelen saldırıyı “Hıristiyanların, Müslümanlara karşı savaşı” olarak değerlendirmek doğru değil. Tarrant gibi takıntılı ve psikolojik rahatsızlığı olan tipler her toplumda vardır ve bunlar eylem yapmalarına mutlaka bir gerekçe uydururlar.

İnsanlık adına utanılacak bir durum

Dünyada evrensel insani değerlere yönelişin olduğu günümüzde, hangi din veya ırktan olursa olsun, bu tür saldırıları yapan insanların zihinlerinin bulanık olduğunu söyleyebiliriz. Hele de, bir örgüt çatısı altında yapılıyor olması, insanlık adına utanılacak bir durumdur.

Müslümanların, kendi ülkelerinden ziyade Batılı değerlere sahip ülkelerde çok daha rahat bir şekilde dini hayatlarını yaşadıkları tartışmasız bir gerçek…

Başta, Türkiye’de Hizmet Hareketi mensuplarının başına gelenler, Müslüman geçinen her ülkede yaşanıyor. İşin acı tarafı bu zulümlere ses çıkarmayanlar, daha küçük acıları kendi emelleri doğrultusunda kullanıyorlar. Maksadım acıları yarıştırmak değil; bir gerçeği ortaya koymaktan ibarettir.

Müslümanların mülteci olarak bulundukları ülkelere entegre olmaması/olamaması, gettolar oluşturması, ülke ekonomisine katkıda bulunmayıp devlet yardımı ile hayatlarını sürdürmesi gibi durumlar, İslam’a karşı yükselen kin ve nefretin sebeplerinden bazıları. Mazluma sahip çıkma kültürüne sahip olmasına rağmen Türkiye’de, genel olarak Suriyeli mültecilere neredeyse nefretle bakılıyor. Buna benzer yaklaşım tarzı bütün Batılı ülkelerde Müslümanlara karşı var. Müslümanlar, şapkalarını önlerine koyup bu konuyu enine-boyuna düşünmelidir.

Bir de koltuk sevdalıları var

Tabi bir de, Erdoğan gibi koltuk sevdalısı liderlerin varlığı söz konusu… Müslümanlar, geri kalmışlıklarının sebebini Batıya bağlayacaklarına, dönüp kendilerine ve başlarındaki yöneticilerin birkaç oy için kullandıkları nefret söylemlerine bakmalıdır. Bu basitliğe düşenler, dünyada sebep oldukları felaketlerden dolayı ahirette de cehennemin dibini boylayacaklardır.

Her zaman olduğu gibi, saldırı ile ilgili olarak sosyal medyada komplo teorileri, ebced hesapları ve simgeler üzerinden insanlar manipüle edilmeye çalışılıyor. Bu, geleceğe dair insanlık üzerinde oynanmaya çalışılan bir proje ise aklı başında insanlara düşen çok iş var demektir. En başta yapılması gereken de, farklı din müntesipleri ve farklı düşüncelere sahip insanların, bir masa etrafında oturup birbirini anlamaya çalışmasıdır. Geçmişte olanları tarihçilere bırakıp, gelecekte insanların huzur içinde yaşamalarını sağlayacak projeler üretmek gerekir.

Çok büyük beklentilere girmeden, insan önce kendi düşüncelerini rehabilite etmelidir. Sonra da ailesi, akrabaları, mahallesi, cemiyeti, milleti ve nihayet dünya insanlarına bir arada yaşamanın formüllerini, hem anlatmalı hem de hâl diliyle göstermelidir. Haksızlık ve zulüm, nereden ve kimden olursa olsun buna usul ve üslubunca “dur” demelidir. İşte o zaman dünya huzurlu bir yer olacaktır.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin