Sizi külahımla tanıştırayım bayım

Daha önemli bulmak, diğerlerinden vazgeçmek midir?

Diyelim öyle; listede alta yazdıklarınız, hemen başkasının mı olur?

“En önemli” bulmamak, neden gaspın faturasını ödetmek gibi bir intikamla insanı karşı karşıya getirir?

Dikkatli kimseler için bunlar hep mesele.

Biri, başını kaldırmış, gözünü, bastığı ince ipten çekerek, ayağını izleyen telaşlı cambaz titremesinden kurtularak düz yürümeyi tercih etmişse, “düşüp ölmüş” de dünyalığını geride bırakmış olur mu hiç?

Babasının bostanı muamelesi yaptığı dünyayı size dar eden sahiplenicilerin, hem orayı hem burayı, ihmal etmeden yaşayamazmışsınız gibi mübahlaştırıcı bir yargıları var. Fare üfürüğü gibi, size, “Sen uğraşma, bize bırak bu süfli işleri.” demelerinin ne kadar hoşunuza gittiğini, hatta kendinizi ulvi hissettirdiğini fark ederlerse daha da azabilirler. Hükmü terk etmişsiniz de boru öttürmek onlara kalmış gibi yabancılık hissine kapılmışsanız, geçmiş olsun, kulağı çoktan kemirmişlerdir.

Bu bostancıların,

gidişata göre kıstas değiştirmek,

sınırı, kolunun uzandığı kadarıyla çizmek,

dışında kalanı bir utanca mecbur etmek,

istediğini teslim etmeyene, ayarını yitirmiş ağzında biriktirdiğini tükürmek gibi, zapt etmesi marifet huyları da olur. Her türlü kabahatini bastıran özgürlük naraları atıp, türlü türlü cebri başkasına layık görmeyi meziyet kabul edişleri yok mu, dayanabilirseniz ayrı seyirlik.

Bu sınırcılardan başka bir de mutlu tayfa var. Diğerlerinin sınırları dışında kalıyorlar ama bakmayın, pek farkları yok. Onlar da kendi kolları yettiği kadar sınır çizmekten öte iş yapmıyorlar. Sırf inanıyorlar diye, her kabahati din, dava boyasına batırıp satar, alıcı da bulurlar. Yalandan yere mutlu gözükerek bir ideale kahramanlık yapmalarının, çoğu zaman onları dava adamı, adanmış insan kılığına soktuğunu düşünürler. Başkasını özel hissettirmekle, daha doğrusu özel hissettirilmekle girdikleri türlü şekli, mutluluk; bunu da gayret bilirler.

Olur ya bir gün, çizip sahiplendiği alan dışındakilerin çokluğundan, nasıl katı inandıklarını anlayabileceğiniz bu iki tip insanla karşılaşırsanız, “aha şuraya bir külah bırakıyorum, kendisine dilediğiniz tantanayla anlatabilirsiniz”  deyip, efendi efendi uzaklaşmaktan başkaca alternatifiniz gözükmüyor ama Allah da Kerim…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin