AYM’DEN TARİHİ KARAR: “Gökhan Açıkkollu’nun ölümünden devlet sorumlu!”

Anayasa Mahkemesi (AYM), 15 Temmuz 2016 sözde darbe girişimi sonrasında gözaltında işkence nedeniyle hayatını kaybeden öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun ölümünden doğrudan devletin sorumlu olduğuna hükmederek tarihi bir karara imza attı. Gökhan öğretmenin vefatının üzerinden 9 yıl geçtikten sonra verilen kararda, yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının hem maddi hem de usul boyutlarının ihlal edildiği belirtildi.

AYM’nin kararı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi’nin 25 Ekim 2022 tarihli Türkiye’nin Gökhan Açıkkollu’yu işkenceden ve nihayetinde ölümden koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmettiği ihlal kararının üzerinden yaklaşık 3 yıl sonra geldi.

Gökhan öğretmenin eşi Tülay Açıkkollu, alt derece mahkemelerindeki sürecin tamamlanmasının ardından 2020 yılında AYM’ye başvuru yapmıştı. 5 yılda sonuçlandırılan başvuruda, ihlal kararı AYM Birinci Bölümü tarafından oybirliğiyle alındı.

Kararı sosyal medya hesabında değerlendiren Tülay Açıkkollu, “Elbet bir gün hak yerini bulacak. Yeter ki pes etmeyelim. Yaklaşık 10 yıllık mücadelenin neticesi bu karar çok önemli. Gökhan Açıkkollu yine zulme boyun eğmedi, bu kararla da yine ilklerden olmaya devam ediyor.” diyerek hukuki mücadelenin devam etmesi gerektiğini ifade etti.

Kararı duyuran insan hakları hukukçusu Dr. Ufuk Yeşil, 30 Temmuz 2025 tarihli kararın 15 Temmuz sonrası süreçte yaşam hakkı ve kötü muamele yasağının her iki boyutuyla birden ihlaline ilişkin AYM tarafından verilen ilk karar olma özelliği taşıdığına dikkat çekti.

Yeşil, AYM’nin ihlal kararı sonrasında göstermelik işlemlerden uzak, maddi gerçeği aydınlatmaya yönelik “etkin soruşturma yükümlülüğünün” derhal ve eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda, Açıkkollu’ya şiddet uygulayan polis memurları, sorgu sürecini koordine eden emniyet amirleri, lezyonları kayda geçmekten imtina eden tıbbi personel ve takipsizlik kararı veren savcılar dahil sorumlu herkesin tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Yeşil, işkence ve insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmadığını da hatırlatarak sorumluların mutlaka hesap vereceğinin altını çizdi.

AYM’nin ihlal kararı: Devlet sorumlu!

AYM, gözaltı sürecinde oluşan fiziksel ve psikolojik lezyonların kamu görevlileri dışındaki bir nedenden kaynaklandığını devletin kanıtlayamadığını belirtti. Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulu’nun raporunda, ölüme sebep olan kalp krizinin gelişiminde kronik hastalıklarla birlikte gözaltı koşullarının getirdiği stresin de tetikleyici olabileceği ifade edilmişti. AYM, tespit edilen fiziksel ve psikolojik bulgular ile Açıkkollu’nun ölümünden doğrudan devletin sorumlu olduğu sonucuna vardı.

AYM, adli makamların maddi gerçeği ortaya çıkarmaktan uzak, yüzeysel ve eksik bir soruşturma yürüttüğünü tespit etti. Başsavcılığın, Adli Tıp raporundaki “gözaltı koşullarının tetikleyici olabileceği” görüşüne rağmen ölümü yalnızca müteveffanın önceki hastalıklarına bağladığı vurgulandı. Ayrıca, Açıkkollu’nun kolluk görevlilerince fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıp kalmadığı ve bunun kalp krizine etkisi hususunda hiçbir araştırma yapılmadığı belirtildi.

Gökhan Açıkkollu’nun gözaltı süreci

Bir devlet okulunda öğretmen olarak görev yapan Gökhan Açıkkollu, 23 Temmuz 2016 gecesi Cumhuriyet Savcısı Can Tuncay’ın talimatı üzerine 15 kişilik polis ekibi tarafından evinde gözaltına alınmıştı. Açıkkollu’ya silahlı örgüt üyeliği, TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs, hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs ve halkı silahlı isyana tahrik gibi ağır suçlamalar yöneltilmişti.

Panik atak ve diyabet hastası olan Açıkkollu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde geçirdiği 13 gün boyunca ağır darp, küfür ve fiziksel şiddete maruz kalmıştı. Vücudunda oluşan ekimoz, morluk, şişlik ve travmatik lezyonlar adli muayene raporlarına kronolojik olarak kaydedilmişti. Açıkkollu, kendisini muayene eden doktorlara yaşadıklarını anlatmış, doktorlar da rapora “6 gündür gözaltında ağır hakaret ve küfür ediliyormuş” notunu düşmüştü.

Gözaltındaki işkenceye dayanamayan Gökhan öğretmen, 5 Ağustos 2016 sabaha karşı koğuşunda fenalaşmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Kendisiyle birlikte gözaltında kalan bir kişi, 20 Eylül 2016’da verdiği dilekçede “Gökhan Açıkkollu ile beraber kaldık. Kendisi gözaltında iken döve döve öldürülmüştür. Bu duruma en az 15 kişi şahittir” ifadelerini kullanmıştı.

BM İnsan Hakları Komitesi de ihlal kararı vermişti

Açıkkollu’nun eşi, iç hukuk yollarının makul olmayan şekilde uzaması ve etkisiz kalması nedeniyle 29 Ocak 2020’de doğrudan BM İnsan Hakları Komitesi’ne başvurmuştu. Komite, Hükümetin “iç hukuk yolları tüketilmedi” savunmasını reddederek esastan inceleme yapmıştı. Kararda, Açıkkollu’nun kaburgalarındaki kırıklar, boynundaki morluklar ve tıbbi raporlara geçen psikolojik travma bulgularının devlet tarafından inandırıcı şekilde açıklanamadığı vurgulanmış; Komite, 25 Ekim 2022 tarihli kararında devletin Açıkkollu’yu işkenceden ve ölümden koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetmişti.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin