1 Nisan’dan sonra olacaklara birlikte bakalım…

M. AHMET KARABAY | HABER İNCELEME

AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın partisine mensup adayların başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde kazanması halinde neler olacağını geçen yazımda özetlemiştim. Ülkenin demokratik bir kulvara çekilebilmesinin tek yolunun da Erdoğan’ın adaylarına “Dur” demekten geçtiğini yazmıştım.

Sandığa gitmeye iki gün kala kamuoyu araştırma şirketleri, son anketlerini yayınladı. Gezici anket ile bir iki adı bilinmeyen firma 31 Mart’ta İstanbul’da sandıktan AK Parti adayı Murat Kurum’un çıkacağını duyurdu. Gezici’ye göre Murat Kurum yüzde 42,3, Ekrem İmamoğlu ise 41,6 oy alıyor.

Onun dışında bildik kamuoyu şirketleri, CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun ipi göğüsleyen isim olacağını duyurdu. En çarpıcı sonuç ise Prof. Dr. Özer Sencar’ın başında bulunduğu Metropoll Araştırma’dan geldi. Metropoll’e göre kararsızlar dağıtıldıktan sonraki tabloda CHP’nin adayı İmamoğlu, Murat Kurum’a 10 puan fark atmış durumda. İmamoğlu 47,9, Kurum 37,2 oy alıyor.

 

Prof. Dr. Sencar’in şirketi soruyu “İmamoğlu mu, Erdoğan mı?” diye de sorduğunda yine İmamoğlu kazanıyor.
İmamoğlu: Yüzde 40,8,
Erdoğan: Yüzde 38,6.

8 ayrı anket şirketinin sonuçlarına göre de İstanbul’da seçimlerin galibi İmamoğlu olacak.

ERDOĞAN’I KENDİNE GÜVEN SARSACAK

Yazımın bundan sonrasına, İstanbul’da İmamoğlu’nun kazanacağı, öteki seçim merkezlerinde de AK Partili adayların 2019 seçimlerine göre oy kaybedeceği varsayımı üzerine oturtarak devam edeceğim. Son iki günde Erdoğan’ın şapkadan tavşan çıkarması halinde yazımın bundan sonrasına hep birlikte gülüp geçeriz.

Peki böyle riskli konuya niçin girdiğimi de paylaşayım. Bizim toplum olarak en az yaptığımız şey bir takım ideolojik bağnazlıklardan kurtulup sosyal simülasyon yapmamamız. İşte yazının bundan sonrasında birlikte bir sosyal simülasyon yapmış olacağız.

Erdoğan İstanbul’da ilk hatasını aday belirlemede yaptı. İstanbul’da yönetimi ele geçirenin gözünü Ankara’ya diktiğini en iyi Erdoğan’ın kendisi biliyor. Bundan dolayı önceki seçimlerde Kadir Topbaş ve Binali Yıldırım gibi düşük profilli adayı tercih eden Erdoğan, Murat Kurum’u aynı gerekçeyle tercih etti.

Düşük profilin açığını kendisinin sahaya inmesiyle kapatacağını düşünen Erdoğan, İstanbul’a 17 bakanını sürdü. Seçmen Cumhurbaşkanının, Kurum için mitingler yapmasını bekliyordu. Cumhurbaşkanı bir yandan, kabinenin bütün bakanları bir yandan Kurum’a oy istediler. Bu durum Kurum’un lehine değil, aleyhinde oldu. Adaylarının eksiğini kapatmaya çalışmak, AK Parti’ye oy vermesi muhtemel seçmenin zihninde “Bu kadar etkisiz bir ismi niçin aday yaptın?” sorularının sorulmasına yol açtı.

Bu kadar bakan İstanbul sokaklarında dolaşmaya başlayınca, bu tablo İmamoğlu’ndan yana 31 Mart 2019’dakine benzer bir mağduriyet durumu oluşturdu.

Özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve seçim güvenliğini sağlamakla sorumlu İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın seçmenin karşısına geçip Kurum’a oy istemesi, sıradan seçmeni çok rahatsız etti. Bütün bunlara rağmen İmamoğlu’nun kazanması halinde tablo aynen şöyle olacak:

17 bakan + Cumhurbaşkanı = 1 İmamoğlu bile etmiyor.

İşte bu denklemin 1 Nisan sonrasında pek çok yansıması olacak. Düşünün kurduğu ittifaklarla 14 ve 28 Mayıs’tan zaferle çıkan Erdoğan, muhalefet ittifakını darmadağın etmişti. Millet İttifakı parçalanmış, ana muhalefet partisinin genel başkanı koltuğundan olmuştu.

Seçimden sonra Millet İttifakı dağıldı ancak, ittifak liderlerinin 14 Mayıs için öngördükleri tablo her şeyi ile ortaya çıktı. Ekonomideki krizin daha derinleşeceği, akaryakıt fiyatlarına bindirim yapılacağı, dövizin alıp başını gideceği öngörülerinin hepsi yaşandı.

Aradan 10 ay geçtikten sonra ülke yeniden sandığa gidiyor. Bu kez ortada Cumhur İttifakı yok. MHP’nin AK Parti adaylarına çalıştığı pek görülmedi. MHP’nin kenarda duran tavrının AK Parti’ye İstanbul’da ve öteki önemli merkezlerde negatif yansıması olacak. Erdoğan’ın Diyarbakır meydanında söyledikleri gerçekleşir ve yeni bir açılım gündeme gelirse MHP’nin ittifaktan bütünüyle uzaklaşması gündeme gelecek.

PARTİLERDE KAYMALAR OLACAK

Öyle anlaşılıyor ki bu seçimin sürpriz partisi Fatih Erbakan’ın başında bulunduğu Yeniden Refah Partisi (YRP) olacak. AK Parti’nin iddia ettiği sonuçları alamaması halinde iktidar partisinde bir takım dalgalanmalar yaşanacak.

AK Parti içindeki Milli Görüşçüler, kendilerine çekim merkezi olarak YRP’yi görmeye başlayacak. Saadet Partisi’nin lideri Temel Karamollaoğlu, bir şekilde bayrağı devretme noktasına gelecek ve parti resmen veya taban olarak YRP’ye kayacak.

Bu kümelenme YRP’nin baraj sorununun kalmadığını belirgin hale getirdikten sonra Gelecek Partisi’ni de etkisi altına alacak. Ahmet Davutoğlu bile yeni parti içinde bir şekilde konumlanma yoluna giderse şaşırmamak gerek.

Geçen sene 14 Mayıs seçimleri öncesinde İYİ Parti’nin yakaladığı rüzgar, bir süredir tersine esiyor. Seçimlerden sonra İYİ Parti’den en az 4, muhtemelen 7 milletvekilinin Ali Babacan’ın DEVA Partisine geçeceği konuşuluyor. Bu transferlerle 15 milletvekili bulunan DEVA’nın Meclis’te grup kurması sağlanacak.

Yeni dönemin kaybedenlerinden birisi de İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya olursa şaşırmayın. Bir kez mafya türü yapılanmalara karşı verilen mücadelede istenilen sonuç elde edildi ve Türkiye’nin uluslararası gri listeden çıkması kesinleşti. Dolayısıyla Yerlikaya’ya bu anlamda ihtiyaç kalmadı. Kurum kaybedince, Yerlikaya bakanlıktan gitme korkusuyla İBB adaylığını kabul etmemek ve İstanbul’un kaybedilmesine neden olan kişi olarak görülecek. Her gün bir ekranda olduğuna bakmayın, gideceklerden birisi de AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Kabaktepe’nin olacağına şüphe yok.

ERDOĞAN’A ROCKEFELLER MUAMELESİ

Bir gazeteci geyiği var. Benim mesleğe başladığım yıllardan bu yana anlatılıp durur. Dünyanın gelmiş geçmiş en zengin insanı olarak bilinen baba John Davidson Rockefeller, yatağa düştüğü sıralarda çocukları onun dışarıdaki negatifliklerden etkilenmemesi için tek nüsha bir gazete hazırlatmaya başlamış. Kendine ait çok satan gazetelerden birisinin sayfaları sadece iyi haberlerle doldurulup sunulurmuş.

Baba Rockefeller, her sabah hasta yatağında gazetesi eline verildiğinde her şeyin iyiye gittiğini anlatan haberleri okurmuş. Kendi şirketleri sürekli yeni anlaşmalar imzalıyor, başkan sürekli kendisinden şükranla söz ediyor, falında bile hep müjdeler çıkıyormuş.

Bütün medyayı elinde bulunduran Erdoğan’ın böyle bir gazeteye elbette ihtiyacı yok. Ancak, kamuoyu araştırmalarına büyük önem veren Erdoğan’a kimse kötü sonuçları vermeye cesaret edememiş anlaşılan. Hep AK Partili adayların her yerde seçimi kazandığına ilişkin sonuçlar önüne Rockefeller’ın pembe gazetesi gibi konmuş olmalı.

Bakalım Türkiye 1 Nisan’a nasıl uyanacak, hep birlikte göreceğiz.

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

2 YORUMLAR

  1. Erdoğanı modası geçmiş Rockefeller ile kıyaslamanız mantıklı değil. kendinizi kandırmayın

    Adam sahada miting meydanarında her şeyi ayan beyan görüyor, yani herifin uyutulduğu filan yok.

    Bugüne kadar girdiği bütün seçimlerden na kadar lazımsa okadar oy almış birisi var karşınızda, kaybettiği yerleride YSK da kazandı geçti.. Birde bu seçim yerel seçimler, istediği belediyeye Kayyım atayabilir, yada halkı rahatlatmak için atama yapmaz filan.

    Bu arada Ülkedeki ahlaksızlığın sebebi Erdoğan değil Halktır, Erdoğan halkın aynasıdır. Erdoğan

    1 nisan sabahı Erdoğan hiç uyanamasın inşallah.

    Baktim boşa gitti

  2. aynen abi aynen. balkonu da salona katalim mi? hangi dediginiz cikti? turkiyede siyaset ve olaylar saliselik degisiyor. dedikleriniz cok anlamsiz.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin