Yeni Zelanda’nın Müslümanlığı

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Acıyı bu denli yaşayan bir politikacı daha önce hiç görmemiştik. Bu kadar riyasız, sahici bir politikacı da! Böylesine hal diliyle konuşan, bu denli canı acıyarak krizi yöneten bir başbakanı da görmek nasip olmamıştı.

Bir politikacının, acıyı böylesine hissetmesi, ansızın gelen kötü haberin, bütün yüz çizgilerine işlemesi, evine gelmiş misafirleri koruyamamış ev sahibinin mahcubiyeti ve derin kederiyle, hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı dilemesi de hiç alışık olmadığımız davranışlardı. İnsanlar arasına nefret tohumları ekmek isteyenlerin bütün oyununu bozacak bir içtenlikti bu.

Evlat kaybetmiş bir annenin, ‘acı’ya kelime giydirip konuşmaya çabalaması gibi, ne konuştuğunu ne söylediğini anlamayan dünyanın dört bir yanındaki insanlara bile, hal diliyle derdini anlattı. Yaşanan trajediye Yeni Zelanda halkının nasıl üzüldüğünü dünyanın belleğinine kaydetti.

Açıkça söylemek gerekirse Başbakan Jacinde Ardern çok etkileyiciydi.

2,5 ayını Türkiye’de geçirmiş aşağılık bir katilin 50 kişiyi katletmesine kadar Yeni Zelanda Başbakanı Jacinde Ardern’in böyle birisi olduğunu sanırım çok az kimse biliyordu. 38 yaşında böylesine iç derinliğe sahip olması da bir hayli şaşırtıcı doğrusu. Güngörmüş bir bilge gibi yaraları sarıp sarmaladı, alçak katliamdan büyük beklentileri olanların oyunlarını ters yüz etti.

Birkaç fazladan oy için, başkalarının acısı üzerinde tepinen, herkese katliamı seyrettirerek o acıdan zevklenen firavun artıklarını gördükçe, Ardern’in davranışlarındaki büyüklüğü çok daha iyi anlıyor insan.

Sizce hangisi mümince, hangisi Müslümanca?

Arrende’nin daha Müslümanca olan davranışı sadece bu değil. Dün Hasan Cücük’ün Tr 7/24.com’da Ardern’i anlatan güzel yazısında da okumuşsunuzdur. Anne olduktan sonra gittiği BM’de çocuğuna eşi bakıyor ve eşi de New York yolculuğundaki bütün masrafları kendisi karşılıyor. Yol boyunca küçük çocuğun sesi yüzünden etrafa verdikleri zarardan dolayı yolculardan özür diliyor. Bizim haramzadeler de milletin helal parayla aldığı uçaklarını gasp edip, sonra da kumar oynamaya daha rahat gidebilsin diye oğlunun emrine veriyor.

Müslümanca yaşayan ülkeye Müslümanca davranan Başbakan. Hatırlayacaksınız, Yeni Zelanda’nın dünyanın en çok Müslüman kritere sahip ülke olduğu, bilimsel bir araştırmayla da tescil edilmişti.

George Washington Üniversitesi akademisyenlerinden Scheherazade S. Rehman ve Hossein Askari 2013 yılında “Ülkelerin İslamilik Endeksi” adında bir çalışma yapmış, Global Economy Journal dergisinde “İslam ülkeleri ne kadar İslamî?” başlığıyla çalışmayı yayınlamıştı. Çalışmada hem İslam ülkelerinin hem de diğer ülkelerin ekonomi, hukuk, insani ve siyasi haklar ile uluslararası ilişkiler alanlarındaki politika ve uygulamaları İslam’ın temel hükümlerine göre ele alınıyordu. Bu kriterlere göre Yeni Zelanda 2013 yılındaki bu çalışmada dünyanın en Müslüman ülkesi seçilmişti.

İçinde bir sürü soru işareti olan bu alçak saldırıda Yeni Zelanda ülkesi çok güzel bir sınav verdi. 14 yaşındaki bir delikanlının, saçma sapan konuşan senatöre gösterdiği tepkiden, Yeni Zelandalı futbolcu Kosta Barbarousse’nin attığı golü kutlamak için secdeye kapanmasına kadar bu olayın dünyada bir nifak sebebi olmasının önüne geçen davranışlarda bulundular. Yeni Zelandalı bir genç, katliamdan sonra camiye gidiyor ve camidekilere ağlayarak ‘ne yapacağımı bilmiyorum ama bu insanlar için mutlaka bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyorum’ diye duygularını paylaşıyor. Katilin Yeni Zelanda’yı da öldürmesine müsaade etmiyorlar.

Katliamın yaşandığı ülkede bunlar yaşanırken, binlerce kilometre bu tarafta elindeki kürdanla dişlerinin arasında kalmış eti temizlerken, akan kandan kendisi için nasıl hayat devşireceğinin hesabını yapan, sırıtkan bir yüz beliriyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin