Suistimal

YORUM | HAKAN ZAFER

Hayatını suistimallerle devam ettiren kimselerin sebep olduğu tıkanıklıkların bedelini genelde başkaları öder.

İltimas beklentisi, idare edileceğini bilme, iştahını kesmeden her şeye talip olup sırf menfaati için “bize kaç olur?” türünden dil dökerek karşısındakiyle yalandan yere yakınlık kurmanın kişiliğe zararları olur da bu zarar toplum karakterini etkilemez mi?

İnsanın insana inancını yitirmesinde,

İnsanın insanı affetmez oluşunda,

Başkalarını da ilgilendiren konularda sorumluluktan kaçışında bu suistimalcilerin vebali büyük.

Kötüye kullananın, bir boşluğunu bulup sızdığı yerde gemisini yürütenin, riyakârın, yarar sağlamaktan başka amacı olmayanın tek zararı kendine mi?

Keşke!

Bu karakterdekilerin, erdemden yana ısrarcı olanlara verdiği zarar maalesef daha büyük oluyor.

Bir çaresize el uzatmak için kurallarınızı esnetmeye görün. Ortalık, esnekliğe muhtaç olduğuna sizi inandırmaya çalışan yalancıdan geçilmeyecek hâl alıyor. Kuyunun ağzını açtığınıza bin pişman olup hemen kapatmak zorunda kalıyorsanız; normal davranış, aldanma veya zayıflık görülüyor hatta yer yer suistimal etme, yüksek zekâ emaresi kabul ediliyorsa, böyle bir anlayış karşısında hangi ilkeli kimse, ne süre dirayetle durabilir?

Hem babacan tavrın da katilidir suistimal dediğimiz şey. Suistimalcileri nazara alıp, her davranışını onlara göre organize eden kimse, diğerlerine katı davranmak zorundaymış hissine kapılıyor. Siz, bu tavra duyulan açlığı dindirsin diye beklerken o, gadrediyor, böylece gariban sırtına bir de şaşkınlık yükü biniyor.

Hele dindarlar… Affedilir olmayı dinin garantisi zannetmek mi buna sebep bilmiyorum ama tetikleyicisi ya da yükten kurtarıcı yorumlamanın nedeni olduğu açık.

Dini olan da payını alıyor. Zaruret, yorumlama becerisini kötüye kullanan bir dindarın dinle bağının temeli halini almışsa, bulduğunu söylediği çareler, işine geleni mubahlaştırmadan öteye geçmiyorsa, olan, gerçek mazur görülmesi gerekene oluyor.

*****

Bir şeyi, varlığını tehlikeye düşürecek hatta yok edecek kadar suistimal edip sonra o şeyin yokluğunun kendisini mağdur ettiğini iddia edecek kadar da pişkin olmayı insandan daha iyi kim becerebilir ki?

İnsanların ona duydukları güveni suistimal ede ede güven duygusunu söndürüp, devamında gelen musibetlerin mağduru olmak akıllı bir varlığa yakışmaz yakışmasına da bu işten mağdur çıkmakla kalmayıp üstüne, mağdur ettiklerini kendi lehine zarara uğratarak yine kârlı çıkmak, akıl kullanmadan nasıl olabilir?

Her fırsatta paçanızdan kendi sefaletine çekmeye çalışmasından, ulvi diyebileceğiniz ne varsa onunla tanışıklığınızı sırf “kendi canlılığının devamı” uğruna sonlandırmasından, kalan münasebetinizi de anlamsız ve gereksiz göstermeye çabalamasından belli ki aklını suistimal eden insandan başkaca bu fesadı çıkarabilecek bir varlık yok.

Netice

Uzaklaşmanın, suistimal edemeyecekleri kadar uzaklarında durmanın, suistimalcileri güçten düşüreceğine inanıyorum. Yalnızlığa güzellemeler dizmişliğim çok fakat yalnızlaştırmanın, yerinde takınılacak güzel bir tavır olduğuna da inanmıyor değilim.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin