Sopalı ekonomi; Kışın patlıcan da yemeyiverin!

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Çizgi roman değil… Soğan-patates 5 TL oldu, Terörle Mücadele Şubesi desteğinde depolara baskın. Saman ithalatına rençberden itiraz gelince “Paramız var ki alıyoruz!”

Gıda fiyatları fırladı diye marketlere teftiş üstüne teftiş, ceza üstüne ceza. Un fiyatı artınca ihracat yasak. Fırınlar ekmeğe zam yapsa da valilik marifeti ile iptal.

PATLICAN DA YEMEYİVERİN CANIM!

Patlıcan 15 TL, kabak 10 TL olduğunda mevsimine münasip beslenmenin faziletleri üzerine altın tavsiyeler.

Hatta “Patlıcan da yemeyiverin, dünyanın sonu değil ya!” minvalinden vatandaşı tahkir edici beyanlar…

Kır atın yanında yatan yu huyundan ya suyundan misali bakanları, Recep Tayyip Erdoğan’ın eli sopalı halini hiç aratmıyor. Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli ustasını taklit yolunda emin adımlarla ilerliyor.

PARA BENİM DEĞİL Mİ SAMAN DA İTHAL EDERİM SARIMSAK DA!

3 sene evvel vefat eden babası Ekrem Pakdemirli’nin (eski Maliye Bakanı) nezaketini yakinen bilenenler için Bekir Pakdemirli’nin mevcut meselelere yaklaşım tarzı, kanaatini ifade ederken kullandığı üslup hayli şaşırtıcı.

İthal saman gibi Türkiye için yüz kızartıcı bir kalemi, “para benim değil mi?” gibi manasız bir beyanla müdafaa etmesi de 15 liralık patlıcana çare bulmak yerine “mevsiminde yetişen sebzeleri yiyelim” demesi de gaf değilse en hafif tabirle halkı tahkir etmektir.

Tarım Bakanı koltuğunu işgal eden bir atanmış için halkın vergilerini Bulgaristan’dan saman getirerek çarçur etmek çok da iftihar vesilesi olmamalı.

Hatta zerre kadar hicap duygusu kalmışsa saman ithalatını yüz kızartıcı bir beceriksizliğin itirafı kabul edip istifa sebebi saymalıydı.

BETON EKİLEN OVADAN NE HASAT EDİLECEKTİ Kİ!

Çarşı-pazarı kasıp kavuran fiyatların sadece kış mevsimi ile alakalı olmadığını bakanlığına bağlı Toprak Reformu Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı teferruatlı raporlardan okuyabilir.

İnşaattan başka bir sektöre aklı ermeyen, daha doğrusu başka bir kalkınma reçetesi hazırlamaya dair tasası olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) devr-i iktidarının ceremesi bütün bunlar.

Münbit ovaların üzerine adeta beton atıldığı için 2002 senesinden 2018’e kadar Lüksemburg’un yüzölçümüne denk ziraate elverişli araziyi kaybettik. Beton ekip domates, biber, patlıcan mı hasat edilecekti?

O kadar paramız yok da bir an için hayal edelim: Milyarlarca dolar harcansa tarım vasfını kaybeden o arazilerde kuru ot dahi yetiştirilemeyecek.

BALKONDA ZİRAAT!

Bir ihtimal Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) inşa ettiği ucube aparmanların iki insanın zor sığdığı balkonlarında saksıda domates veya taze soğan hasat edilebilir. Balkonların hepsi alt alta toplansa Bursa Ovası kadar edebilir belki…

Balkon çiftçiliğinin kredisini de batık futbol kulüplerini ve müteahhitleri kurtaran Ziraat Bankası tahsis eder.

Neymiş efendim! Kırmızı et fiyatı ucuzlamıyormuş? Stokçular, kara borsacılar türemiş…

Mera mı kaldı? Besici perişan. Ahırda kalan son hayvanlar da mezbahaneye gitti. Bankalar yem borcu yüzünden besicinin sırtındaki gömleğe kadar haczetti.

Kredi kartı borcunu ödemeyenleri affeden Ziraat Bankası o hacizcilerin başında geliyor.

HOLLANDA KADAR OLAMADIK

Hollanda, Konya kadar toprakta her sene 85 milyar euro ziraî mamül ihracatı yapıyor da Türkiye niye soğanı, patatesi, salçalık domatesi bile döviz mukabili ithal ediyor?

İklimi bu kadar müsait bir coğrafyada, üstelik tohum ambarı zengin bir memlekette çiftçilik para etmiyorsa bu fiyaskonun mesuliyeti kimdedir?

Çiftçiyi, ziraati ve besiciliği vatandaş mı teşvik edecekti?

SİNEMA BİLETİ İÇİN KANUN ÇIKARIYORSUNUZ

Milyon dolarlık lüks teknelerine Malta bayrağı çekenlere akaryakıtı vergisiz satmayı çiftçi mi akıl etti?

Aynı çiftçi hızını alamayıp traktörüne alacağı motorine hem Özel Tüketim Vergisi hem Katma Değer Vergisi mi ilave etti?

Bu çarpık düzenin mimarı kim? Sinemadaki patlamış mısır fiyatına kadar müdahale eden Erdoğan Türkiye’nin hakiki beka meselesini niye seyirci?

Tarım ve hayvancılk seneden seneye niçin geri gidiyor? Nerede kaldı tarım reformu? Erdoğan turpun büyüğünü oğlu Bilal Erdoğan’ın iktidarına mı saklıyor?

Litresi 6 TL’yi bulan motorinde, tarım ve hayvancılığın iflasında AKP’nin hiç mi dahli yok?

17 senedir iktidarda olan bir partinin meseleleri çözmek için hep sıradaki seçimden sonrasını işaret etmesi profesyonel ve organize yalancılık değil de nedir?

ELİ SOPALI BAŞKANA BÖYLE BAKAN

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli steril kanallarda ahkam keseceğine çarşı-pazara inip vatandaşı dinlese daha çok malumat sahibi olurdu.

Gerçi Erdoğan’ın Saray’dan verdiği talimatla herkesin hizaya geldiği bir piyasada Pakdemirli niye akıntıya karşı kürek çeksin ki!

Eli sopalı bir başkanın idare ettiği Türkiye’de serbest piyasadan eser kalmadı zaten. Piyasa bir sene evvel talimatla yönetiliyordu. 24 Haziran 2018 seçimi ile talimata lüzum kalmadı.

NAFİLE HAYAL KURMAYALIM

Erdoğan sopayı gösteriyor raftan patlıcan-biber iniyor. Bir bakışı patronların ölmesi için kâfi geliyor.

Pakdemirli’ye ve ustasına kızmak için hakikaten çok geç kaldık. Arz-talep gibi iktisat teorisinin arkaik nazariyeleri ile vakit kaybetmeyelim.

Nafile hayallerle işlerin düzelmesini beklemeyelim. Bor’un pazarı geçti, Niğde taraflarındayız…

Eli sopalı bir ekonomimiz olduğu hakikatini kabullenelim ve haddimizi bilelim.

Kışın patlıcan kebabı da yemeyiverelim…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin