Sevdiniz mi size saldıranları

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

Tam yüz yıl sonra Taksim’de toplanan cübbeli ve sarıklı güruh “Ezana uzanan eller kırılsın” sloganlarıyla sokağa çıkmasından ve üzerinize saldırmalarından mutlu oldunuz mu?

Bu IŞİD kafalıları sevdiniz mi? Size söylüyorum bu ülkenin solcuları, laikçileri, Kemalistleri…

Yok bunlar provokatör değil bunlar sahici yobaz, bunlar Türkiye sosyolojisinin yüzeye çıkmış hali. Bunlar cehaletin din ile füzyona girmiş şekli. Bunlar tam sizin istediğiniz, yıllarca karikatürize ettiğiniz tiplerin birebir aynısı. Nihayet gerçek olup gün yüzüne çıktılar.

Bu yeni Türkiye’nin başarısı, AKP kadar sizin de katkınız var. Hiç de öyle ‘vay AKP’ diye ağıt yakmayın. Dinin bu yobazların elinde kalmasında emeğiniz inkar edilemez.

Eğer vakti zamanında elinizde olan gücü demokrasi ve özgürlük adına kullansaydınız evrensel değerleri herkese uygulasaydınız saha bu kadar mümbit olmazdı bu ayrık otları için. Ama bunu yapmadınız kendinizden başkasına özgürlüğü, demokrasiyi, hukuku, ilerlemeyi çok gördünüz.

Size ve bugünkü dinbazlara, dinin bu olmadığını göstermek için çok ama çok gayret edildi. Yüzlerce kolejde, en modern eğitim kurumlarında bilimin, sanatın, sporun, müziğin, eğitimin, dinle barışık olabileceğini, dindar insanların da bütün bunlarla birlikte yaşayabileceği gösterildi.

Ama sizin için bütün bu çabaların hiçbir önemi olmadı. Kafa kesenlere beslediğiniz duygunun aynısını beslediniz. Milli Şef dönemi kodlarınızı değiştirmemekte çok kararlıydınız. Ufku dünyaya açık dindarlar sizin sadece öfkenizi arttırdı. Din deyince önüne gelene saldıran tipler aklınıza gelirdi ve din adına sadece bu tipler olsun istediniz.

Bu harami yobaz güruh ‘Hizmete’ soykırım uygularken ‘oh ne güzel yesinler birbirini’ diye mutluluk hormonları salgılıyordunuz/salgılıyorsunuz. Daha da ileri gidip bu harami dinbazlarla, ülkenin en eğitimli kitlesini yok etme konusunda ittifak ettiniz. Barbarlar, üniversiteleri ortadan kaldırılırken hiç de mutsuz görünmüyordunuz. Kütüphaneleri kapatıp,  yüzbinlerce, milyonlarca kitabı yaktıklarında yüzünüz pek bir gülüyordu. Ne de olsa fırsat bulsanız sizin yapmak istediğiniz şeylerdi bunlar.

Tam sizin gibi olmayan hiçbir düşünceyi, kimliği sevmediniz yaşamasına tahammül etmediniz.  Ne kadar güzel, birbirlerini yiyorlar diye mutluluk içinde ellerinizi ovuşturuyordunuz. Bunlar birbirlerini yiyecek hiç yorulmadan ortalık da size kalacaktı. Evet yediler, harami vandallar sizin yardım ve yataklığınızla masumları yedi. Yobazlarla yaptığınız ittifak başarılı oldu.

Haramiler ve onların iki dudağında harekete geçen cahil bir yobaz kitleyle başbaşa kaldınız. Suriye’de işi kalmayan IŞİD’liler de bu cehaletin arasına birer birer karışıyor. Hiç şikayet etmeyin bunu siz istediniz. Hayatında kuşa taş atmamışların, -bırakın birisine zarar vermeyi- hep başkaları için yaşayanların varlığı size çok ağır geldi.

Bugün hâlâ zalimin ağzıyla konuşup, ‘beni bırak onu al’ diyerek kurtulmaya çalışıyor kimileri. Ama nafile, sıra sizde!

Evet bu yobazlar, dinbazlar, dinciler, haramilere müstahaksınız!

1 YORUM

  1. Sayın Yazar çok doğru tespitler yapıyor ama iki konuda kendisine katılamıyorum.
    Birincisi; laikçi, solcu, kemalist, sosyal demokrat vs. dediğimiz yani dindar-muhafazakar kesimin dışında kalan kişiler yekpare düşüncelere sahip değiller ki. Hizmete yapılan taarruz ve zulümlere bu kesimden alkış tutan, destek veren ve hatta muktedirlerle birlikte çalışanlar da var ama bunları hiç de tasvip etmeyenler de var. Şu anda Türkiye içindeki medya tamamen kontrol altında ve aykırı seslere izin verilmiyor. “Hangi gruptakiler hangi oranda neye destek veriyor, ne düşünüyor” bilmek mümkün değil. Şu anda anketler, sokak röportajları dahil bütün yayınlar taraflıdır. Ya oto sansürle muhalif düşünenler konuşmuyor yada konuşanlar arasından istenenler seçilip yayınlanıyor. O nedenle bu tarz genellemelerin doğru olmadığını düşünüyorum.
    İkincisi; iktidardakiler güçlerini muhaliflerini bölerek ve insanları/grupları birbirine düşürerek elde ediyorlar. Şu anda her grubun içinde derin unsurlar var ve hatta çoğu grupta derin unsurlar liderlik postunda oturuyorlar. Hangi grup adına kim konuşuyorsa konuşsun şayet düşmanlık pompalıyorsa o kişi büyük ihtimalle başka niyetlerle orada bulunuyor demektir. Şimdi laikçi yada solcu kimliğiyle konuşan kişilerin samimi olanları, zulmü desteklemeyenleri zaten konuşamıyor, diğerleri de herkesi temsil ediyormuş havasında düşmanlık pompalıyorlar. Bence bundan sonra “Türkiye ve dünyada bu problemlerden çıkış için her inançtan iyi niyetli insanlarla birlikte neler yapılabilir, hangi ortak paydalarda insanlığın ortak değerlerine hizmet edilebiliriz” sorularına cevap aramak lazım.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin