O ilanın yanında can verdi Eyüp

Bir ilan kadar kıymet verilmeyen hayatlar…

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) işsizlik rakamlarında bile bir sayı olamadı. 4 milyon 730 bin işsizden biri olarak gösterilmedi.

Zira TÜİK iş bulma ümidini kaybedenleri “işsiz” kabul etmiyor.

“Ne istihdamda ne de eğitimde olan” kategorisinde zar zor yer bulabilmişti. Burası Türkiye idi ve insanın kıymeti sudan ucuzdu.

Aylardır iş bulamamaktan, hurdaya dönmüş 1992 model Şahin’in benzin parası için kardeşine el açmaktan yorulmuştu.

“LÜZUMSUZ ADAM” MUAMELESİ

Devletin resmî istatistiklerini tanzim eden TÜİK “işsiz” sayacak kadar bile kendisine kıymet vermemişti. Etrafındaki insanlar TÜİK’ten farklı değildi.

Arkadaşı ya da dostu zannettiklerine ne vakit selam verse muhataplarının “lüzumsuz adam” muamelesine maruz kalıyordu.

Annesi o yaşta semt pazarında sattıkları ile eve para getiriyordu. O ise mahallede gıyabında söylendiği şekliyle “aylak aylak” geziyordu.

Her duyduğu söz yüreğine hançer gibi saplanıyor, “işsiz” damgası yüzünden genç yaşta belinin iki büklüm olduğunu hissediyordu.

ANNESİNE “MÜJDE” DİYE KOŞTU

En son Gazintep’te bir fabrikadan umut verici bir cevap aldığında annesine koşa koşa müjdeyi vermişti. Fabrikada asgarî ücretle işe başlayacaktı yakında. Annesi artık evde oturacaktı. Evin geçimini o üstlenecekti.

Ne olduysa bir anda fabrikadaki müdür kararını değiştirdi ve “Maalesef o kadro doldu.” dedi. Bu defa Şahinbey Belediyesi’ne müracaat etti.

31 Mart Mahallî İdareler Seçimi’nin arefesinde iş bulmak umutları yeniden yeşermişti.

Kendisine iş verileceğini duyduğunda emin olmak için tekrar tekrar sormuş ve, “Evet. Seçimden sonra başlayabilirsin.” cevabını almıştı.

SEÇİM BİTTİ, VERİLEN SÖZLER UNUTULDU


Seçim geçti. Oyların yüzde 60’ına yakınını alan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) adayı Mehmet İhsan Tahmazoğlu, Şahinbey Belediye Başkanı olarak seçilmişti.

Her seçimin akabinde olduğu gibi köprüler geçilmiş, atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Verilen sözler çoktan unutulmuştu.

16 Mayıs’ta son bir umutla belediyeye gitti. Güvenlik noktasından bile içeri giremedi. O kapı da yüzüne kapanmıştı.

Kardeşine gitti. Yine benzin alacağını söyledi ve ödünç para istedi. Kardeşi her defa olduğu gibi yine arabaya benzin alacağını zannetti.

Akaryakıt istasyonunda benzini arabaya değil bidona doldurdu. Birkaç saat evvel kapısından yaka paça dışarı atıldığı Şahinbey Belediyesi’ne yöneldi.

“İŞSİZİM; AÇIM” DİYE FERYAT ETTİ

Belediye binasının önünde başından aşağı benzini dökmesi ile çakmağını ateşlemesi bir oldu.

Dehşet verici anlarda belediyenin önünde bulunanlar, “Artık yaşamak istemiyorum. İşsizim, işsiz. Açım, aç. Lanet olsun size.” diye haykıran bir gencin kendini ateşe vermesi karşısında donup kaldı.

Yangın söndürme tüpü ile belediye binasından birileri koştu. Alevler söndüğünde yerde baygın vaziyette yatıyordu.

Ortalığı kesif bir yanık kokusu kaplamıştı. Hastaneye kaldırıldı. Ağır yanıklar içerisinde kaldırıldığı yoğun bakım ünitesinde ancak dört gün dayanabildi.

Bir yitik olarak göçtü gitti. Gaziantep’te yayımlanan Hâkimiyet gazetesi de yazmasa ismini bile bilmeyecektik.

“Belediye önünde biri kendini yakmış.” denilip geçilecekti.

Üç gün sonra da unutulacaktı.

TAZİYE İÇİN BİLE O KAPIYI ÇALMADILAR

Annesi Türkan Dal, “Oğlum 5 yıldır iş arıyordu. Geçenlerde bir fabrikadan kendisini aradıklarını ve işe başlayacağını gülerek anlatan oğlum orada da iş bulamadı. Belediye de iş vermedi.” derken gözyaşlarına boğuldu.

“Oğlumun iyileşmesi için 4 gün yoğun bakım ünitesinin önünde bekledik. Fakat oğlum uyanmadı. Yüreğim yanıyor.” diyen anne Dal’a belediyeden tek kişi dahi taziyede bulunmadı.

Şahinbey Belediyesi’nin Ramazan tebriğinin asılı olduğu büfenin az ötesinde alevler içinde kıvrandı Eyüp Dal.

Aylardan Ramazan’dı. Yardımlaşma, acıları paylaştıkça azaltma mevsimiydi.

Belediyenin ilanında Hazreti Ömer’e (ra) atfedilen “Bugün Allah (cc) rızası için ne yaptın?” cümlesi yazıyordu.

O İLANIN MASRAFI İLE EYÜP DAL BİR YIL ÇALIŞABİLİRDİ

Eyüp Dal’ın bir senelik maaşı 25 bin lira bile etmezdi. Gencecik yaşta, hemen yanında kendisini ateşe verdiği büfeye asılan o cümleler kalplere işlemediği için can verdi.

Bir ilan parası bile çok görüldü Eyüp’e.

Onun ve bütün halkın vergilerini gösteriş yapmak için harcayanlar, Eyüp’ün haklı feryadını duymayacak kadar kalın duvarların ardında, sırça saraylarda yaşıyor.

Şayet kocaman bir ağaçsak 20 Mayıs’ta kendi ellerimizle dallarımızdan birini kırdık attık.

-mış gibi hayatların ortasında İslâmiyet bile siyasetin halkla ilişkiler (PR) vasıtasına dönüştürüldü.

ÇORAKLAŞMIŞ RUHUMUZ

Makyajlı hayatlarımızın suniliğini on bir ayın sultanı Ramazan bile gideremedi.

Daha doğrusu Ramazan’ın feyiz ve bereket tohumunun yeşeremeyeceği kadar çoraklaşmış ruhumuz.

Eyüp Dal, Ramazan ayında Gaziantep Şahinbey’de hepimizin gözleri önünde can verdi. İnsanı insan yapan ne varsa hepsi o Ramazan tebriğinin yanında öldü.

Bir avuç mutlu azınlık 1.000 liralık altın varaklı kadehlerde 120 liralık ejder meyvesi suyu ile iftar açarken bir lokma ekmeğe ve kuru soğana muhtaç milyonlar iftar sofrasından aç kalkıyor.

Açlık, sefalet ve çaresizlik Anadolu’da nice hanede sessiz bir hıçkırık şimdi.

Eyüp’ün hazin hikâyesi ne ilk ne de son hikâye. Zira Türkiye’de insanlık her gün ölüyor.

1 YORUM

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin