Norveçli bakan komşum ve İmamoğlu

HABER-YORUM | ENGİN TENEKECİ

Geçtiğimiz günlerde Norveç Sol Parti (V) Başkanı ve Kültür Bakanı Skei Grande, İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti. Grande yurtdışından, İmamoğlu’nu ziyaret eden ilk politikacı oldu.

Grande, ziyaretine ilişkin detayları Norveç gazetelerinden Dagsavisen’e anlattı. Yeni başkan ile eşitlik ve bunun ekonomi üzerindeki etkisinin önemi üzerine konuştuklarını belirten Norveçli Bakan, Turizmin kültür üzerindeki etkileri üzerinde de durduklarını söyledi. Grande, İmamoğlu’nun Norveç’e gelip gittiğini ve bu yüzden ülkeyi tanıdığını hatırlattı.

Haberde, Türkiye’nin turizm hayatına da değinildi. Batıdan gelen turist sayısında, son yıllarda patlak veren terör saldırıları ve başarısız darbe teşebbüsü nedeniyle  düşüş yaşandığı aktarıldı. İmamoğlu’nun Batı turizmini canlandırmak istediği vurgulandı.

Geçenlerde İmamoğlu’nu halk otobüsünde seyahati bana, Bakan Grande’nin Oslo’daki halk otobüsünde hem de yer bulamayınca ayakta yaptığı seyahatlerini hatırlattı. Bakan Skei Grande benim komşumdu. Otobüse bindiğimiz aynı anda ayakta yolculuk ettiğini kendim şahit olmuşumdur. Bu mütevazi tavrı benim üzerimde ciddi etkiler bırakmıştı.

Bu tür manzaralar bana her zaman, büyük imam Hz. Ali’nin hiçbir zaman eskimeyecek, “İnsanlar içinde bir insan.” sözünü hatırlatır. Fıtri ve adeta İslami bir ahlakın temsilcisi niteliğinde bir tavır. Aslında bu güzel ahlaki tavrın yansımalarını sadece Norveç’te değil, diğer Batılı ülkelerde de gözlemliyoruz. Bu tür güzel ahlakın Doğu’dan Batıya geçmesi aslında oldukça düşündürücü bir husustur. İnsanları inançları Yaratıcı ile kendileri arasında bir  şeydir. Ancak Batıda ki bu tür insani hareketlerin oldukça İslami olduğu tartışılmayacak bir gerçektir.

Bu konuda başka örnekler de vermek mümkün: Norveç’te çocuk parklarında, sokaklarda alkol almak bir nevi yasak. Belirli saatlerden sonra alkol satımı market ve tekellerde durur. Çocuk parklarında sigara da içilmez. İçmek isteyen parka uzak yerde içer. İnsanların maaşları zamanında yatar. Eksik yatarsa, hemen aranır, özür dilenilir ve hata telafi edilir ki bunun yaşanmış örnekleri çoktur.

Hastaysanız bir yıl tam maaş alırsınız. Rahatsızlığınız işinize engelse, yapabileceğiniz iş kurslarına gönderilirsiniz. İşsizseniz, geçinebileceğiniz ülke normlarına göre parasal destek alır, ev kiranız karşılanır. Bu aşağı yukarı diğer gelişmiş Batılı ülkelerde aynıdır. Bu sosyal düzen sabittir, hükümetlerin gelip geçiciliği bu oturmuş devlet düzenini etkilemez. Ancak suistimaller patlak verirse halihazırdaki hükümet sıkı yaptırımlara gidebilir.

Türkiye’nin sadece siyaset alanında değil, diğer farklı birçok alanlarda da Batı toplumlarından alacağı çok güzel, ahlaki, İslami şeyler var. Bir de Norveçli bakanın İmamoğlu ile eşitlik ve bunun ekonomi üzerindeki etkilerimi konuşması oldukça manidar. Zira bugünkü Türkiye hem ekonomi hem de eşitlik konusunda iflas etmiş durumda. Somut rakamlar ortada. Ne kadın konusunda, ne gelir dağılımda, ne de hukukun önünde eşitlikten söz etmek mümkün. Bundan dolayı Grande’nin bu tema üzerinde durması oldukça anlamlı ve bir o kadarda mesaj yüklüdür.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin