Krizi fırsata dönüştürmek için işbirliği şart!

YORUM | NURULLAH ALBAYRAK

Hizmet Hareketi mensupları 2 yılı aşkın bir süredir ciddi bir krizle ve krizin oluşturduğu tehditlerle karşı karşıya kaldı. Kriz süreçlerinde oluşan kaotik ortam, panik, endişe, krizin büyüklüğü gibi etkenler ise herkesi her yönüyle etkileyerek mağdur etti ve etmeye de devam ediyor.

Ortaya çıkan krizin nedenleri, nasıl olduğu, kim ya da kimlerin sebep olduğu gibi sorular elbette sorulmalı, cevaplar aranmalı, gerekli dersler çıkarılmalı ancak sadece sorun tespiti yapmakla kalınırsa krizle gerektiği şekilde mücadele edilemeyeceği gibi krizi fırsata çevirme imkanı da değerlendirilmemiş olacaktır. Oysa, koşulların alt üst olduğu durumlarda sadece belirsizliklerle ve sorunlarla uğraşmak yetmez aynı zamanda fırsatlara da odaklanmak gerekir.

Yaşanan sürecin olağan bir durum olmadığı, zihinlerde dönüp duran problemlerin devasa boyutlara ulaştığı bir ortamda insanların akıl yürütme yeteneklerinin körelmesi de doğaldır. Bu gerçeği bilerek fikir alışverişinde bulunmak, akıl danışmak, teklif ve değerlendirmeleri paylaşmak, içinde bulunulan buhranlı dönemin atlatılmasında, krizden çıkış için çözüm yolu bulunmasında belki de ortaya çıkacak fırsatların algılanmasında herkese yardımcı olacaktır.

Unutulmamalıdır ki, insanların karşı karşıya kaldığı değişik türden krizlerle baş edebilme zorluğu onları iş birliği içerisinde toplu halde hareket etmeye, ortak amaçlar ve hedefler belirlemeye zorunlu kılmaktadır. Hizmet Hareketi mensuplarının işbirliği içerisinde ortak amaç doğrultusunda hareket etme bilincine sahip olduğunda kuşku yok. Sadece bu iradenin ortaya çıkartılması gerekir. Bu kapsamda öncelikle yapılması gereken bu irade ve bilinçle sadece lokal sorun çözmek ve hasar tespiti yapmak yerine ileriye yönelik planlamalar yapılması ve bu doğrultuda hareket edilmesi olmalıdır.

Bu kapsamda yapılacaklar belirlenebilir, ancak öncelikle başta Avrupa ülkeleri ve ABD olmak üzere, gerekirse her kişiye, iktidarın yaptığı hukuksuzluklar ve Hizmet Hareketi mensuplarının yaşadığı mağduriyetler anlatılmalı. Muhataplar zaten biliyor, zaten haberdar demeden kendi hikayemizden başlayarak, hayallerimizi, yaptıklarımızı, yapmak istediklerimizi ve bize yapılanları anlatmalıyız. AKP iktidarının ısrarla örgüt suçlaması yönelttiği bir ortamda öncelikle ne olduğumuzun anlatılması ve zihinlerde ki yanlış düşüncelerin temizlenmesi gerekir. İkinci olarak da iktidar mensuplarının hukuksuzca yaptıkları, yapmak istedikleri, amacı, hedefi nedir onun da anlatılması gerekir.

Bu kapsamda da Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yapılan ve AKP iktidarının hukuksuzluk seviyesinin nerelere geldiğini gösteren açıklaması, herkese ulaştırılarak zihniyetlerinin ne olduğu gösterilmelidir. Tehdit olarak anlaşılan bu açıklama iktidarın hukuksuzluklarının kendi ağızlarından ifşası olduğu için çok iyi kullanılmalı. İktidarın hukuksuzluklarının anlaşılması bizim masumiyetimizin de daha net anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere insan hakları konusunda duyarlı olan ülkelerde, ‘Temel insan hakları, iltica başvurusu, korunma talebi’ gibi insan hak ve özgürlüğü kapsamında olan konuların sadece bizim için değil tüm insanlar için, hiç bir siyasî veya ekonomik menfaat karşılığı pazarlık unsuru yapılmaması gerektiği de anlatılmalı ve evrensel insan haklarının herkes için uygulanması istenmeli. AB ülkeleri kendi değer ve dinamiklerine, evrensel hukuk ilkelerine sahip çıkarak hukuksuzluklara müsade etmeyecektir.

Kriz durumlarında çözümleri yöneticilerden ya da başkalarından beklemek sorunların daha da büyümesine neden olabileceği gerçeği karşısında, çözümleri başkalarından beklemeden harekete geçmeliyiz.

1 YORUM

  1. Hal lisanı ile anlatma konusu en önemlisi.
    Hak, hukuk bilir, bulunduğu topluma saygılı ve dürüst;
    Bulunduğu topluma faydalı olan ve katkıda bulunan bir birey olma önem arz ediyor.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin