Kılıçdaroğlu: Erken seçim istemiyoruz, başkanlarımız işleriyle toplumun önüne çıkmalı

Erdoğan’ın seçimlerden önce ülkenin sorunlarını çözme sözü verdiğinin altını çizen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Yaparsa alkışlarız. Yapamazsa herhalde bir sorumluluğu var, onu da kendisi yerine getirecektir” dedi. Partisi için erken seçimin söz konusu olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanlarımızın vaatlerini yerine getirmelerini, işleriyle toplumun önüne çıkmalarını istiyoruz” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, basın yayın organlarının Ankara temsilcileri ile kahvaltılı sohbet toplantısında bir araya geldi.

Genel Başkan Yardımcıları Seyit Torun ile Faik Öztrak’ın da katıldığı toplantıda Kılıçdaroğlu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarında öne çıkanlar şöyle:

ERKEN SEÇİM

Erken seçim çağrısında bulunmuyorum, öyle bir ortamın olduğunu düşünmüyorum. Seçimlerden önce de toplumun bunaldığını ifade etmiştim. Ancak Erdoğan, “Ekonominin, her şeyin sorumlusu benim” demişti. Sayın Erdoğan’ın ülkeyi sağlıklı yönetmesi, ekonomideki kırılganlıkları, işsizliği azaltması temel beklentimiz.

GÜNÜ GÜNÜNE UYMUYOR

Erdoğan gerilimsiz Türkiye istediği söylüyor. Gerilimi yaratan kendisidir, gerilimi sonlandıracak olan da kendisidir. Ama Erdoğan’ın günü gününe, dakikası dakikasına uymuyor. Olaylardan etkilendiğinde gerilimin dozunu yükseltiyor. Erdoğan seçimlerden önce sorunları çözme sözü verdi. Damat Bey’in de sözü vardı. O sözü yerine getirmesini bekliyoruz. Erdoğan “Ekonomi rayına oturacak” demişti, yaparsa kendisini alkışlarız.

Yapamazsa herhalde bir sorumluluğu var, onu da kendisi yerine getirecektir diye düşünüyorum. Bizim için erken seçim söz konusu değil. Tam aksine belediye başkanlarımızın vaatlerini yerine getirmesini, onunla da toplumun önüne çıkmalarını istiyoruz. Toplumun iki farklı profili görmesini istiyoruz. CHP’nin ülkeyi nasıl yöneteceğinin görülmesini istiyoruz. Bu tablo için de erken seçim olmaması lazım.

TÜRKİYE İTTİFAKI

Türkiye milli konularda ittifak yapmak zorundadır. İttifakın önünü onlar tıkıyor, biz değil…

YSK’NİN KHK KARARI

Karar demokrasiye, hukuka aykırıdır. Hangi partinin adayı olursa olsun, doğal kabul edilemeyecek bir tablo. YSK, “Ben önce kabul ettim hata yapmışım, seçimi yeniliyorum” diyebilirdi. Bu, Türkiye’nin yüksek tazminatlar ödemesine neden olacak. Yasadışı kuralların uygulandığı Türkiye tablosu tüm dünyanın önüne konulacaktır.

Erdoğan, seçilenlerin yerine mazbatayı alanların istifasını sağlarsa demokrasi tarihine geçer.

İSTANBUL SEÇİMİNİN İPTALİ

Türkiye’de hâkimler varsa seçim iptal edilmez, YSK’de Yargıtay ve Danıştay’dan gelmiş hakimler, benzer konularda daha önce verdikleri kararlar var.

(Sokak hareketleri) İptal edilmeyecek ki sokak hareketlensin. Arzu edenler olabilir. Hukukun kırıntısı kaldıysa iptal edilmez. İptal edilecek bir durum yok. Hiçbir seçimde yapılmayan tüm yollar denendi. Her yolun sonunda İmamoğlu çıktı.

ENKAZ EDEBİYATI YAPILMAYACAK

Başkanlarımıza “Enkaz devraldık edebiyatı yapmayın”, dedik. Borçlar ve diğer sıkıntılardan dolayı ağlama atmosferi asla yaratılmayacak. Mesele borç değil, kredi notu. İzmir’in de borcu çoktu ama notu yüksekti. Borçtan korkmuyoruz.

AKP KADROLAŞMASI

“Liyakat esas alınacak” dedik. Çalışan başarılıysa eskiler atadı diye görevden almak doğru değil. Torpille gelmişse birinin yakını diye oradaysa doğal olarak gidecektir, gitmesi de gerekir.

Yeni talepler gelecektir. Bilgisi, yönetim anlayışı daha mükemmelse partizanlık yapmayacaksa imkan yaratılır. Siyaseti belediye başkanı yapacak. Bürokratlar başkanın talimatlarını yerine getiriyorsa sorun yok, yerine getirmiyorsa ”Kusura bakmayın, çalışamayız” denilecek. İyi yetişmiş kadrolar, bürokraside nitelikli isimler var. Bunlara da fırsat vermek gerekiyor. Liyakatli isimlerin oturtulması lazım.

Yapılanlar denetlenmeyecek, haksızlık, usulsüzlük varsa işlem görmeyecek anlamına gelmiyor. Başkan hukuk içinde yapılması gerekeni yapacak, yapmazsa suç işler. Ancak bunu kin ve öfke ile yapmayacak.

Geçmişteki hatalara yeniden düşmek istemiyoruz. Bu konuda çok dikkatliyiz.

BAĞIMSIZ DENETİM

Yerel yönetimler için belirlediğimiz on ilkeye başkanlarımız ne kadar uyuyor, izleyeceğiz. Onun yetkilendireceği bir kişi olanları genel merkezin takibi için belediyede olacak. Belediyelerimizde bağımsız denetim olacak.

Ayrımcılık olmamak kaydı ile uygulanan kurallara itiraz etmeyiz. Ama kurallar sadece muhalefete ait olan belediyelere yönelik ise buna itiraz eder, hakkımızı ararız.

İTTİFAKLARLA İŞBİRLİĞİ

İYİ Parti ile seçimlerde işbirliğimiz oldu ama bunun yönetimlere yansıyacağını sanmıyorum. Liyakat esas alınmalı, partizanca girişimlere fırsat verilmemeli, diyoruz. Meral Hanım da böyle düşünüyor. Partizanlığın yaşandığı, sadece partililerin olduğu bir belediyeyi doğru bulmuyoruz. Meral Hanım’ın “Yönetimde şu olsun, bu olsun” gibi bir talep geliştireceğine inanmıyorum. Bunu görüşmemizde de ifade etti.

OLAĞANÜSTÜ KURULTAY

Olağanüstü kurultay çağrıları demokratik çağrılardır. Bu süreçte çağrı yapılır mı yapılmaz mı bilmiyorum. Ona hep saygı gösterdik, yine gösteririz. Ben kurultay düşünmüyorum, zaten az kaldı.

MYK DEĞERLENDİRECEK

Kaybedilen belediyeler, örgütlerdeki sorunlar soğukkanlı bir şekilde MYK’de masaya yatırılacak.

MEMUR-SEN SENDİKA DEĞİL

Memur-Sen’i sendika olarak görmüyoruz, iktidar sendikası. İktidar gittiği zaman dağılacağını herkes biliyor.

S-400 SORUNU

S-400’lerin alınıp Azerbaycan’a, Katar’a gönderileceği tartışılıyor. O zaman niye alıyorsun?
Türkiye güvenliği için gerekli ise alınacaktır. Bizi bilgilendirmedin, gizli oturum ile parlamentoyu bilgilendirirsin. Partileri dışlayan, ben bilirim diye yola çıkanlar dünyada yalnızlaşır. Bu tehlikeli bir şey… Türkiye, üzerinde pazarlıklar yapılan ülke konumuna gelmiştir. Acı ama gerçek. Bir ucunda Trump, bir ucunda Putin var. Parlamento, Dışişleri Bakanlığı dışında. Yabancı ile görüşmede tutanak tutulur. Damat konuşuyor, Erdoğan, Putin ile konuşuyor, kimse yok. Ne konuşuyorlar, bilinmiyor.

SÖZCÜ DAVASI

Sözcü, Türkiye’nin en çok okunan gazetesi. Övgüye çok meraklı olan iktidarın hoşlanmadığı bir gazete. Öteden beri F…’yü, dönemin hükümetini ilişkileri dolayısıyla eleştiren gazeteye böyle bir davanın açılması trajikomik, kabul edilmesi daha büyük ayıp. Bir şey çıkmayacağını biliyorum. Yumuşamadan, ittifaktan söz ediliyor, peki Sözcü ne olacak, medya üzerindeki baskı ne olacak, THY’nin bazı gazeteleri dağıtmaması ne olacak. Fettah Tamince 17-25 Aralık’tan sonra Pensilvanya’ya gidecek, Bank Asya’ya para yatıracak, Sözcü F… ile suçlanacak, buna kargalar güler. Sözcü’ye baskı Saray kaynaklı.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin