İngiliz Mahkemesi Türkiye gerçeğini şimdi gördü

YORUM | Av. NURULLAH ALBAYRAK

İngiltere Sulh Ceza Mahkemesi, aralarında işadamı Akın İpek’in de olduğu 4 kişiyle ilgili Türkiye’nin iade talebini 28 Kasım 2018 tarihinde karara bağladı. Mahkeme, Suçluların İadesi Kanununun 81. Maddesi gereğince iade talebinin reddine karar verdiğini açıkladı.

İade talebinin reddine dayanak yapılan 2003 tarihli, İngiltere Suçluların İadesi Kanununun 81 maddesine göre;

  1. İade suçundan ötürü çıkarılmış gibi gözükse de iade talebi aslında şahsı ırkı, dini, milliyeti, cinsiyeti, cinsel tercihi veya politik fikirlerinden ötürü soruşturmak veya cezalandırmak maksadı ile çıkarıldığı ortaya çıkarsa, veya
  2. Şahıs iade edilirse, dava sürecinde, ırkı, dini, milliyeti, cinsiyeti, cinsel tercihi veya politik fikirlerinden ötürü, şahsın zarar görebileceği veya cezalandırılabileceği, alı konabileceği, kişisel hürriyetinden mahrum bırakılabileceği ortaya çıkarsa ( tercüme Adalet Bakanlığı’na ait) iade talebi engellenir.

Mahkeme de yaptığı değerlendirme neticesinde; iade talep edilenlerin şahsında Hizmet Hareketi hakkında yürütülen soruşturma ve yargılamaların, Hizmet Hareketi mensuplarının fikirlerinden dolayı olduğunu ve sırf bu mensubiyetlerinden dolayı cezalandırılabileceklerini, hürriyetlerinden mahrum edilebileceklerini belirterek yaptığı iade talebini reddetti.

Bu karar, Türkiye’deki yargılamaların siyasi nedenlerle yapıldığının tescili anlamında önemli bir karar. Türkiye’deki hukuk dışı uygulamalar nedeniyle yurt dışına çıkmış olan kişilerle ilgili bundan sonraki süreçte iade davaları söz konusu olacağı için, açılabilecek davalar için önemli bir delil olacaktır. Ancak, bu kararla da Türkiye’de yaşanan tüm hukuksuzluklar tespit edildi ve masumiyetimiz tescil edildi demek zor. Anlatmaya, hukuki mücadeleye devam edilmeli.

Adalet Bakanlığı resmi belgeyi inkar ediyor

Avukatlar tarafından yapılan savunmada, Türkiye’nin iade talebinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3, 5 ve 6 maddeleri gereğince reddedilmesi istenmişti. Mahkeme ise 3. Madde (işkence yasağı) kapsamında ki talepleri haklı bularak iade talebini reddetti. Türkiye’de adil yargılanma olmadığı yönündeki itirazları ise Adalet Bakanlığı’nın 8.11.2018 tarihli yazı içeriğindeki bilgileri gerekçe göstererek kabul etmedi.

Adalet Bakanlığı’nın yazısını okuyan mahkeme, Türkiye’de işlerin nasıl yürüdüğünü bilmediği için, yazı içeriğinin gerçek dışı olabileceğine ihtimal vermeyerek Türkiye’de adil bir yargılama olabileceğini değerlendirdi. Bakanlığın söz konusu belgesi sosyal medyada paylaşılınca İngiliz Adli makamları Türkiye gerçeği ile tanışmış oldu. Mahkeme hakimi de kendisinin nasıl kandırıldığını, kandırılabildiğini anlamaya çalışıyordur.

Adalet Bakanlığı yaptığı resmi açıklamada, özetle, söz konusu belgenin Londra Adalet Müşaviri tarafından hazırlandığını, belge içeriğinin doğru olmadığını belirterek, İngiliz mahkemesinin bizzat Londra Adalet Müşaviri tarafından yanıltıldığını belirtmiş oldu.

Yapılan açıklama gösterdi ki, bu zihniyet sahipleri istedikleri sonucu almak için her türlü sahteciliği yapabilirler ve de yapıyorlar. İngiliz mahkemesini yanıltmaya çekinmeyen anlayışın Türkiye’de neler yapabileceğini, her seferinde bu kadar da olmaz bu kadarı da yapılmaz denildiği için, tahmin etmek zor.

Adalet Bakanlığı tarafından, Yargıtay içtihatlarıyla uyumlu olmadığı belirtilerek içeriği yalanlanan belgedeki ifadeler, hukuk devleti olduğunu iddia eden herhangi bir devlet tarafından savunulacak ve mahkemeler tarafından adil yargılama yapıldığının delili olarak gösterilecektir. Oysa, Adalet Bakanlığı hiç çekinmeden bu belgenin içeriği doğru değildir diyebildi. Hatta belge içeriği yargıtay içtihatları da gerekçe gösterilerek yalanlanarak, Türkiye’de adil yargılanma olmadığı aslında hukuk devleti bile olunmadığı açık olarak ifade edilmiş oldu.

İçeriği inkar edilen söz konusu belgede yer alan değerlendirmeler şu şekilde;

  • Bir örgüte yakınlığı ve bu anlamda bazı faaliyetlere katılımları nedenlerine dayanan mahkumiyet kararları kabul edilemez.
  • Herhangi bir iletişim aracı, örgütün gizli amaçlarını gerçekleştirmek ve gizli faaliyetlerin kullanılmadığı sürece delil olarak değerlendirilmez.
  • Mali destek içeren herhangi bir faaliyet, kendi başına örgüt üyeliği için yeterli değildir.
  • Mahkumiyet kararları sadece elde edilen tanık ifadesine ve polise ait diğer kanıtlara dayandırılamaz.

Bakanlık bu ifadelerin doğru olmadığını hem de Yargıtay içtihatlarına göre yargılamaların bu değerlendirmelere göre yapılmadığını açık olarak ifade ederek, Türkiye’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. Maddesi kapsamında Adil Yargılanma Hakkının olmadığını ilan etmiş oldu.

Bu açıklama sonrasında İngiliz Mahkemesi tarafından yapılacak yeni değerlendirmede, Türkiye’de adil yargılanma olmadığı konusunda ki itirazların haklılığına da karar verilecektir.

1 YORUM

  1. Adalet Bakanligi kendince ters köşe yapmak istemiş ve “biz tüm gercekleri adilce ortaya koyuyoruz. Sucu yoksa yargilama sonucunda serbest kalabilir. Bize gönül rahatligi ile iade edebilirsiniz” demek istemis ama kendi kendine ters kroşe atip, nakavt olmus.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin