Herkes hesabını altın ve dolara göre yapmalı; Ötesi çürük tahta!

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

“Kriz yokmuş!” gibi davranan iktidar sahipleri, dolar yükselince günah keçisi arıyor. Şimdi Amerikan yatırım bankası JP Morgan hedef tahtasına oturtuldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Sermaye Piyası Kurulu (SPK) Saray’dan gelen talimatla cumartesi-pazar demeden JP Morgan ve diğer bankalar hakkında tahkikat başlattı.

HEMEN BİR GÜNAH KEÇİSİ ŞART

Dolar yükseliyorsa bir bahane bulmak şart. İktidarın en zayıf olduğu ders ekonomi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) için tez elden bir düşman bulup idam sehpasında sallandırmak elzem.

Zira 31 Mart Pazar günü yapılacak Mahallî İdareler Seçimi’nden evvel “Dolar kaç TL olacak?” suâli kulaktan kulağa dolaşırsa oylar daha da düşebilir.

22 MART CUMA GÜNÜ NE OLDU?

22 Mart Cuma gününe dönelim: Dolar 5,84 TL’ye, euro 6,58 TL’ye kadar yükseldi. Borsa İstanbul (BİST) yüzde 3,5 düştü. Türk Lirası’nın günlük kaybı yüzde 5’i aştı.

Türk Lirası 22 Mart Cuma günü adeta çakıldı. Günlük kayıp yüzde 5’i aştı.

Brezilya, Arjantin, Güney Kore ve Rusya gibi Türkiye’nin muadili (gelişmekte olan/EM) piyasaların içinde en fazla eriyen para unvanını TL aldı. Dolar artışı sebebiyle dahilde altın fiyatları da yüzde 8’e yakın tırmandı.

Para otoritesi Merkez Bankası (TCMB) gün boyu olup biteni yine tribünden seyretti. 2018 senesi ağustos ayındaki tutukluk yine kendini ele verdi.

İş işten geçtikten sonra haftalık repo ihalelerini durduran TCMB bankaları yüzde 25,5 faiz verdiği gecelik fonlama adresine yönlendirdi. Zımnen (örtülü) faiz artışı ile tabelada faiz yüzde 24’ten yüzde 25,5’e çıktı.

Gelişmekte olan piyasalar içinde en fazla değer kaybeden para birimi TL oldu.

İKİ HAFTADA 6,5 MİLYAR DOLAR BUHARLAŞTI

Döviz rezervlerinin iki haftada 6,5 milyar dolar erimesi ve net rezervlerin 21 milyar dolar seviyesine inmesi piyasayı tedirgin etmişti. TCMB, “BOTAŞ’a verdik.” dese de iki haftada bu kadar dolar nereye gitti?

Merkez bankaları kriz anında ya da piyasaların rutin herhangi bir işleminde vaktinde, etkili ve berrak bir üslupla meramını anlatır. Kaçak güreşerek belirsizlik aralığının artmasına katkı sağlamazlar.

Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, nam-ı diğer “Başkan” söz söylemedikçe kimse inisiyatif almıyor. Cumu günü küçük bir kıyamet yaşanırken TCMB’nin oralı olmaması TL’ye pahalıya mâl oldu. Şirketlerin borcu kur artışına bağlı olarak 88 milyar TL daha arttı.

5,50 TL DUVARI YIKILDI

Dolarda 5,50 TL psikolojik eşiği çoktan aşıldı. 5,50 TL cuma gününe kadar direnç noktasıydı artık destek noktası oldu. 5,50 duvarı için az uğraşmamıştı hükûmet.

Tr724.com okurları gayet iyi biliyor ki aylardır bu sütunda krizin 2019’da daha vahim hâl alacağını mütemadiyen vurguladım. Hatta dolar 5,10 TL’ye kadar düştüğü günlerde bile TL için kalıcı toparlanmadan bahsetmek için henüz erken olduğuna işaret etmiştim.

Kur şokunun enflasyonu, akabinde faizleri tırmandıracağı ve ekonominin derin bir buhrana sürükleneceği ilk günden belliydi. Maalesef hepsinde haklı çıktım.

Türkiye geçen sene merminin delip geçtiği ilk aylarda hâdisenin sıcaklığı ile birkaç adım atsa da bir müddet sonra yere yığılıp kalmıştı.

Hükûmet koma halinden çıkış için lazım gelen teşhis ve tedaviye odaklanmak yerine yalanlarla halkı oyaladı. Nasıl olsa “dış mihraklar”, “Türkiye’yi kıskananlar” ve muhayyel “terör örgütleri” hedef saptırmak için sandıkta naftalinlere sarılı vaziyette bekletiliyordu.

VERGİ İNDİRİMİ BİLE TESİR ETMEDİ

Yine tüketimi körükleyerek ekonominin düzlüğe çıkacağına kendilerini ikna etmişlerdi.

Beyaz eşya, mobilya, otomotiv ve inşaat sektörlerinde Katma Değer Vergisi (KDV) ile Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indirimleri ile herkes yeniden harcamaya başlayacak, çarklar hızlanacaktı. Hızlanmak şöyle dursun 2019’da her sektör, kriz senesi 2018’in bile gerisine düşüyor.

Dolar artmışsa bütün ekonomik birimlerin davranış tarzı değişir, herkes frene basar. Doların 7 liraya kadar yükselmesi iddia ettiğiniz gibi manipülasyonsa bunu bertaraf edecek tutarlı bir iktisat siyaseti ortaya koymanız şarttır.

SERMAYEYİ İKNA EDECEK NE YAPTINIZ?

Borcununuzun yüksek olmadığını, mali disiplinin göstergesi denk bütçeyi, enflasyonun dünya ortalamasının altında olduğunu anlatırken mevcut yatırım iklimini daha elverişli hâle getirecek, istihdamı artıracak, mülkiyet hakkını perçinleyecek kanun tekliflerini sıralarsınız ilk şokun tesiri geçtikçe piyasa size yeniden açık çek vermeye başlar.

Bütün bunlardan biri bile icra edilseydi doların 7 TL mi?, 10 TL mi? olacağı bu kadar bariz müzakere edilmezdi.

Adım atmazsanız, reform sözlerinizi tutmazsanız kriz tabiî derinleşir. Dünyanın farklı bankalarına 220 milyar dolar döviz borcu yetmezmiş gibi bütçe ve cari dengede verilen rekor açıkların getirdiği maliyet TL’ye kayıp olarak aksediyor.

HUKUK VE DEMOKRASİ YOKSA PARA DA YOK

15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü bahane edilerek Türkiye’de hukuk ve demokrasi havaya uçuruldu.

Bir memlekete kalıcı olarak gelecek sermaye için olmazsa olmaz şartlardan biri hukuktur. Arsa, vergi, enerji fiyatları ve pazarın büyüklüğü hukuki emniyetin yanında teferruattır.

Sermayedârın devlet ya da muhatapları ile herhangi ihtilaf halinde hakkını mahkemeler vasıtasıyla olabildiğince en süratli şekilde alabileceğinden zerre kadar tereddüt duymaması elzemdir.

Hem cari açık vereceksiniz hem sermayeyi kaçıracak ihlallere imza atacaksınız, sonra “Kur niye yükseliyor?” diyeceksiniz.

Yabancı sermaye yoksa Türkiye’nin ilave yatırım yapması bir tarafa mevcudu muhafaza etmesi mümkün değil.

Cari açık ithalat azaldığı için düşüyor. Sanayi durunca ithalat da azaldı. Yoksa damat Berat Albayrak’ın iddia ettiği gibi iktidarın marifeti değil. Memleket krize girince cari açık meselesi de hâlloldu.

SANAYİCİ ÜVEY EVLAT MI?

Krizin en ağır günlerinde bile inşaatı ve tüketimi teşvik etmek hatalardan ders alınmadığının ispatıydı.

Demokrasi ile kalkınma arasındaki illiyet (bağ) su kadar berrak. Ne kadar demokrasi ve hürriyet varsa o kadar yabancı sermaye. Diktatörlükler, otoriter rejimler ise kaynağı kendisine yakın insanlar etrafında taksim ediyor.

Sanayiye yatırım yok. Yüksek kaliteli büyüme teknolojiyi ve krediyi isabetli kullanmakla mümkündür. Elde avuçta kalan paralar da kamu bankaları vasıtasıyla batık müteahhitlere veriliyor.

ABD İLE FÜZE KRİZİ

Ekonomi binasının temellerinden sarsıldığı bir dönemde ABD ile Rus S-400 füzeleri için bilek güreşine tutuşmak krizin tuzu biberi oldu.

Türkiye’nin başı ne kadar dertte şuradan anlıyoruz: Hazine yurt dışından yüzde 8 faizle borç bulabiliyor. Türkiye tefecinin eline düştü.

Erdoğan iktidar nimetlerinden sonuna kadar istifade ederken külfetin zerresini üzerine kondurmuyor. “Yine bedel ödeteceğim” diye ahkâm kesiyor. Yakında sosyal medyadan birkaç günah keçisi bulup darağacına çeker.

1 NİSAN SABAHI DAHA KARANLIK

Geçen hafta yatırımcıların akıl hocası Moody’s Türkiye’nin kırılganlığını “yüksek” seviyesinden “yüksek +” seviyesine çıkararak yatırımcıları kıyıya yaklaşan fırtına bulutlarından haberdar etmişti.

Dolar 12 Ağustos 2016’da 2,96 TL idi.
Dolar 22 Mart 2019 Cuma günü 5,84 TLden günü tamamladı.

Erdoğan için imaj ve algı her şeydir. Onun için “Dolar 6 lira oldu” dedirtmemek için bu hafta avanesini kendi metotları ile seferber edecektir.

Doları seçime kadar polisiye tedbirlerle, sopa ile biraz aşağı indirmeye çalışacaktır. Ekonomiye kalıcı hasar verme pahasına irrasyonel kararlar alınabilir.

Yabancının tavrına bağlı olarak netice alabilir ya da alamaz. Yabancılar 1 Nisan’ın acı hakikatlerle yüzleşme sabahı olacağını bildiği için şimdiden TL’den çıkıp dolar topluyor.

KRİZİN SEBEPLERİNİ ORTADAN KALDIRMADIKÇA

Yerli yatırımcı da farklı değil. Toplamda 176 milyar dolara çıktı döviz tevdiat hesapları. Kimse yarından emin değilse tuzu kuruların “gara gara düşünüyorlar” sözlerinin “kıymet-i harbisi” yok.

Dolardaki iniş siyasette, başka devletlerle münasebette ve ekonomide nispeten de olsa düzelme olduğuna işaret eder. Yükseliş ise aynı başlıklarda işlerin iyi gitmediğine emaredir.

Krizin sebepleri ortadan kalkmadıkça ne dolar düşer ne faiz. Enflasyon, işsizlik tırmanır. Mevcut borç yükü altında hiç ummadığınız kimselere el açmak mecburiyetinde kalırsınız.

Dövizin seyri son üç senede bir evvelki döneme kıyasla hiç aşağı olmadı. Bu sene de öyle olacak.

Herkes hesabını dolar ve altına istinat ederek yapmalı. Ötesi çürük tahta…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin