Had Gadya

YORUM | MURAT AYDIN

Anlatılır Hag gadah’ta

Düzenbaz kedi yattı pusuya,
zıplayıp yuttu kuzuyu bir lokmada.
Sonra köpek boğdu,
babamın aldığı kuzuyu, yiyen kediyi.
Babam sadece iki paraya
almıştı onu bana
kuzucuk! Ah kuzucuk!


Derken sopa geldi,
vurup dövdü.
Babamın aldığı,

kuzuyu yiyen,
kediyi boğan,
köpeği.
Sadece iki paraya,
almıştı onu bana
kuzucuk! Ah kuzucuk!


Gecikmeden
ateş çıktı ve kül etti.
Babamın aldığı,

kuzuyu yiyen,
kediyi boğan,
köpeği döven,
sopayı.

Ardından su geldi
babamın aldığı,
kuzuyu yiyen,
kediyi boğan,
köpeği döven,
sopayı yakan,
ateşi söndürdü.
Babam almıştı o kuzuyu bana
sadece iki paraya.

Sonra öküz geldi ve
babamın aldığı,
kuzuyu yiyen,
kediyi boğan,
köpeği döven,
sopayı yakan,
ateşi söndüren,
suyu içti.

Ardından kasap çıktı ortaya
ve babamın aldığı,
kuzuyu yiyen,
kediyi boğan,
köpeği döven,
sopayı yakan,
ateşi söndüren,
suyu içen,
öküzü kesti.

Sonra ölüm meleği geldi
babamın aldığı,
kuzuyu yiyen,
kediyi boğan,
köpeği döven,
sopayı yakan,
ateşi söndüren,
suyu içen,
öküzü kesen,
kasabın aldı canını.

Babam almıştı onu bana
sadece iki paraya.
Kuzucuk! Ah kuzucuk!
Neden şarkı söylüyorsun, küçük kuzu?
Henüz bahar gelmedi buraya,
ne de Fısıh bayramı erişti.

Değiştin mi hiç?
Değiştim ben bu sene.
Ve her gece,

her bir gece.
Sadece dört soru sormuştum sana
ama bu gece
başka bir soru düşündüm:
zalimin mazlum ile,
celladın kurban ile
dönüp durduğu,
bu dehşet çemberi
bunca delilik ne kadar daha sürecek böyle?
Bu yıl, benim değişen.
Eskiden uysal bir kuzuydum,
sonra bir kaplan oldum
ve vahşi bir kurt.
Güvercindim önceden, bir ceylandım.
Bugünse bilmiyorum ne olduğumu.
Babamız almıştı onu bize
sadece iki paraya.
Kuzucuk! Ah kuzucuk!
Babam almıştı onu bana sadece iki paraya
Ve her şey, yeniden başlıyor işte (*)

Ve yaşanan hiçbir şeyden ders almadan her şey yeniden başlıyor. Kim daha çok zulmedecek, kim daha çok can yakacak, zulüm yarışında kim öne geçecek? Kim hasmından daha çok, daha zalim bir katil olabilecek? Yarışı her daim yeniden başlıyor.

Ne zaman bitecek bu kısır döngü?

Yok; yaşanan hiçbir şey bu coğrafyada empati yapmayı ve yaşananlardan ders almayı öğretmiyor. Yaşanan zulümler adalete olan susuzluğu değil, gücü ele geçirme şehvetini arttırıyor. Mağdur edilenler, zulme maruz kalanlar adaletin ne kadar önemli bir şey olduğunu değil nasıl intikam alınacağını öğreniyor.

Kedi kuzuyu, köpek kediyi, sopa köpeği, ateş sopayı, su ateşi dövüp dururken, ağzı burnu kan revan içinde kalanlar adalet diye değil intikam diye ayağa kalkıyor.

Yaşadıklarımız bizi kalıplarımızdan, ideolojilerimizden, tarafgirliklerimizden kurtarıp herkes için ‘amasız, fakatsız’ adalet, ‘eşit’ hukuk demeyi öğretmiyor.

Gücün sopası önüne gelene bu dayağı atarken, kendisinden başka herkesin yediği dayağı hak gören anlayış sıra kendisine gelene kadar uyanmıyor/ uyanmak istemiyor. Uyanmanın bir bedeli var; bir de yılan bana dokunmaz umudu.

Her kesim devlet gücüne kavuşup kendinden olmayanların hakkından gelme planları yaptığı için de, ‘herkes için mutlak hukuk, mutlak adalet’ mücadelesine girişmiyor.

Ve; Kedi kuzuyu, köpek kediyi, sopa köpeği, ateş sopayı, su ateşi, ölüm meleği hepsini..,

Ne diyordu Had Gadya’da…

Zalimin mazlum ile,
celladın kurban ile
dönüp durduğu
bu dehşet çemberi
bunca delilik ne kadar daha sürecek böyle?

*(Filistin’de ve Yahudi Hamursuz bayramının sonunda Yahudilerin söylediği eski bir savaş tekerlemesi.)

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin