CHP lideri Özgür Özel’den ‘erken seçim’ çıkışı! 

NECİP F. BAHADIR | YORUM

Zaferi yönetmek mi daha zor; yoksa bozgunu yönetmek mi? AKP 31 Mart’ta büyük kaybetti, CHP ise büyük kazandı. Seçim CHP için zafer, AKP için bozgun demek… Erdoğan, onca tecrübesine rağmen 31 Mart’ın kendisi için nasıl bir felaket olduğunu hala kavrayabilmiş değil. Haksız da sayılmaz; zira  bozgunu yönetmek çok zordur. Tarihler bozgundan kaçan askerin önünde durulamadığını gösterir. Siyasette de farklı değil.

Erdoğan’ın 31 Mart analizi gerçeklikten çok uzak, bütünüyle slogan ve hamasetten ibaret. “Biz bitti demeden bitmez!” sloganını söyleyen Fatih Terim, Türkiye’de çalıştıracak takım bulamadı. ‘Bitti!’ demeden her şey elinden uçtu gitti. Erdoğan, yıllardır böyle; sloganlarla konuşmayı pek seviyor. Hamasi cümlelerin tabana gaz vermek dışında bir anlamı yok. Sadece alkış getirir.

‘Bozgunda fetih rüyası’ görüyor. Ama yaşadığı kabus… O da bunun farkında.

Rakamlar yalan söylemez fakat yalan söylemek isteyen rakamları kullanır, kendine yontar. Ve bunun Türk siyasetinde örneği pek çoktur. Hele Devlet Bahçeli bayılır rakamlarla oynamaya. 31 Mart’ı anlatırken MHP’nin oyunu yüzde 16’ya çıkardı. Erdoğan da ondan geri kalmadı. İki partinin oylarını topladı, “Birinciyiz!” dedi. Günün sonunda rakamlar kendini kabul ettirir.

Sezai Karakoç’un Yahya Kemal için söylediği ‘bozgunda fetih rüyası’ edebiyat dünyası için doğru ve güzel bir tespit. Fakat siyasette hiçbir karşılığı yok. 31 Mart AKP için ‘bozgun ve kabus’ demek. Ve bozgunu yönetmenin ne kadar zor, hatta imkansız olduğunu Erdoğan’ın açıklamalarında görüyoruz.

CHP’nin önündeki tehlike; zafer sarhoşluğu!

Zaferi yönetmek de kolay değil. İnsanı sarhoş eder. Ne dediğini, ne yaptığını bilemez. Şımartır. ‘Zafer sarhoşluğu’ kavramı boşuna söylenmemiş. 31 Mart CHP için zaferin diğer adıdır. Hedefi önce İstanbul’du… Neredeyse bütün Türkiye’yi kazandı. AKP’nin kalelerini bir bir düşürdü. ‘AKP’nin tersanelerine kadar girdi’ dense yeri.

Kim derdi ki Adıyaman’da, Kütahya’da, Balıkesir’de CHP kazanacak? Bu şehirlerin bir kısmında çok partili dönemde belediye başkanı çıkaramamış. ANAP’lı Oltan Sungurlu’nun kulakları çınlasın… 1989 seçimlerinde yaşanan hezimeti, “Üzerimizden silindir geçti!” diyerek veciz bir şekilde özetlemişti… 31 Mart’ta ise ‘CHP silindir gibi ezdi geçti’ AKP’nin üzerinden. Zafere rağmen CHP’nin yeni yönetimi sonuçları sakin ve büyük olgunlukla karşıladı. Sarhoşluktan, şımarıklıktan eser yok.

Üstelik 31 Mart’ın ne anlama geldiğinin de farkında. ‘Yerel iktidarla’ yetinmedi. Bugünden gözünü 2028’e dikti. ‘Yüzer gezer’ seçmen tabakasının geldiği gibi gideceğinin farkında. O nedenle gerek Özgür Özel, gerekse İmamoğlu ve Yavaş gibi başkanlar çok dikkatli, kuşatıcı ve sempatik dil ve üslup kullanıyor. Türk siyasi tarihi, bu kadar büyük başarıya rağmen bu olgunluğu çok az kaydetti.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ‘Yerel Yönetimler Çalıştayında’ yaptığı konuşmayı dinledim. Seçimin hemen ertesinde böyle bir çalıştay başlı başına doğru bir adım. Bir istişare platformu ve ortak akıl arayışı… Bu bir kurumsal mekanizmaya da dönüşecek. Bir göz halk adına belediye başkanlarını izleyecek ve denetleyecek.

CHP lideri Özel, Ekrem İmamoğlu’nun gölgesinde oturdu genel başkan koltuğuna. ‘Değişim’ sloganını öne çıkardı ama ben daha ziyade Özel ve İmamoğlu şahsında ‘umut’ kavramının etkili olduğunu düşünüyorum. Sandıkta yenilgiden yenilgiye sürüklenen CHP tabanı, İmamoğlu ile kazanmasını bildi. Ve o ‘kazanma umudu’ genel başkanı değiştirdi. Özel, konuşmasında ‘öğrenilmiş çaresizlikten’ söz etti. Umut olmayınca CHP seçmeninin sağa sola savrulması kaçınılmaz. Safları sık tutmanın işe yaramadığını yaşayarak gördü çünkü. 2019’da İmamoğlu’nun kazanmasıyla yepyeni bir dönem başladı CHP için…

CHP’ye ‘geçmişi’ değil; ‘gelecek umudu’ kazandırdı

Özgür Özel bir emanetçi olarak oturmuştu CHP Genel Başkanlığı koltuğuna… 31 Mart seçimlerinde rüştünü ispat etti. Geçici koltuğu kalıcı hale getirdi. Tabii ‘tek adam’ olarak değil, bir ekip ruhuyla… O da bunun farkında. İstişare ve kadro hareketi ile başa geçen liderler ilk fırsatta ‘tek adamlığa’ yönelir. Uzun vadede Özel’i de böyle bir tehlike bekliyor. Koltuk bozar insanı. Makama karşı şerbetli olmak zordur.

Özel’in şu ana kadar ki söz ve davranışları tutarlı ve sağlıklı. Baykal ve Kılıçdaroğlu her yolu denedi, CHP’yi sağa açtı, kadroları yeniledi fakat yüzde 25 çıtasını bir türlü aşamadı. Özel’in ‘Yüzde 25’lik cam tavanı tuzla buz ettik’ sözü bir gerçeğin ifadesi. “Bunun için üç anahtar kullandık!” dedi. Referansı Atatürk’e, geçmişe bağladı.

Tabana mesaj ise sözüm yok. Tespit doğru değil. CHP’yi kazandıran ‘geçmiş değil’, tartışmasız ‘gelecek umudu’… Baykal’ın da Kılıçdaroğlu’nun da referansı geçmişti, Atatürk’tü… Geçmişin CHP’yi katı ideolojiye hapsettiği yaşanarak görüldü. Eğer Özel buradan yürürse CHP’yi devraldığı cam tavana geri çeker.

Devir katı ideolojiler devri değil. Aksine esneme dönemi… Bulunduğun yerden toplumun merkezine doğru yürüme dönemi. Bu İslam’ı ideolojiye dönüştüren AKP için de geçerli. CHP için daha fazla geçerli. Kemalizm ideolojisiyle iktidara yürümek mümkün değil. Atatürk gerçeğiyle barışık olmak başka, bunu ideoloji haline getirmek başka…

Özgür Özel, Erdoğan’ın “Yerel seçimleri, Cumhur İttifakı kazandı!” sözüne cevap verirken “Seçmenin mesajını anlamadıkları ortada. Seçimleri biz kazandık diyecek kadar seçmene karşı küstahlaşma ve kibrinden arınamamış bir noktada.” dedi. Haksız değil. Bozguna rağmen ‘üst perdeden’ konuşmaya devam edersen ‘Dur bir dakika’, yani ‘One minute’ derler. Hiçkimse senin bozgun psikolojisini anlamak ve hak vermek durumunda değil! Hele siyasette her söylediğin söze bir cevap gelir.

AKP’nin hastalıkları; kibir ve küstahlık!

Özel’e ‘hor görme garibi’ demek isterdim. Fakat siyaset adı üzerinde bir arenadır. İnsanı duygular pek işe yaramaz. Karşılıklı atışmalar düello şeklinde geçer. ‘Kibir ve küstahlık’ yakıştırması Erdoğan ve AKP’ye sokağın da görüşü… 31 Mart hezimetinin ana sebeplerinden biri. Hadi kazanırken neyse ama kaybederken ‘kibir ve küstahlık’ affedilmez. Siyasette düşmeyeceksin yoksa enkaza dönüşürsün.

CHP Lideri’nin şu cümlesi çok önemli: “Bir erken seçim talebi olacaksa o şöyle olacak; Sarı karttan anlamayıp, ikinci sarı kartı arayanlar var.”

31 Mart aslında ‘kırmızı kart’ da Özel, biraz hafifletmiş. Kırmızı kartı bile anlamayan, sarı kartı nasıl anlasın! Özel’in cümlesinin adresi doğrudan Erdoğan… Ve bu şekilde devam ederse erken seçimin kaçınılmaz olduğunu söylemeye getiriyor. Belli ki Özel’in ajandasında ‘erken seçim senaryosu’ var. Zamanlamasını ve takvimini AKP’nin tavrı belirleyecek. Özel erken seçim restini çekti bile…

Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacı var 

Önümüzdeki günlerde bir Erdoğan-Özel zirvesi olacak. Türk siyaseti AKP döneminde liderler arası görüşmeleri unuttu. Erdoğan bugüne kadar muhalefete elini uzatmadı. Sadece ittifak paydaşlarıyla görüştü. İlk adım Özel’den geldi. Erdoğan da “Yakında görüşeceğiz!” dedi. 31 Mart’ın sonuçlarından biri bu. AKP zaferle çıksaydı böyle bir görüşme asla gerçekleşmezdi. Zirveden çıkacak sonuç şüphesiz önemli ama iki liderin aynı masaya oturması bile başlı başına olay.

CHP lideri, zirveye ilişkin beklentisini anlatırken, “Kutuplaşmayı kırmak için adım atacağımıza inanıyorum.” dedi. Kavga, ayrışma, sürekli olağanüstü halde yaşama Türkiye’ye çok şey kaybettirdi. Türkiye’nin acilen normalleşmeye ihtiyacı var. Hiçbir devlet ve toplum bu kadar uzun süre olağanüstü şartlarda yaşayamaz. Bugünkü sosyal sıkıntıların, ekonomik krizlerin, buhranların kaynağı bu. Normalleşmeye muhalefetten çok iktidarın ihtiyacı var. AKP iktidarının toparlaması ancak normalleşme iklimiyle mümkün. AKP’nin olağanüstü siyaseti ‘çıkmaz sokak.’ Bu acı gerçek 31 Mart’ta görüldü.

‘Bozgun ile zafer sarkacında’ Türkiye’nin normalleşmesinden başka seçenek yok. Alametler gösteriyor ki ‘erken seçim’ yakın zamanda siyasetin gündemine girecek.

 

Türkiye'de bu haberi engelsiz paylaşmak için aşağıdaki linki kopyalayınız👇

1 YORUM

  1. Erken havaya girdi.CHP varsayalım iktidar oldu.Elde avuç ta para yok.Vaatlerini nasıl hayata geçirecek.Ki AKP ile CHP arasında aman aman bir fark yok.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin