Bir fotoğrafın anatomisi

Fotoğraf | Boldmedya

YORUM | OSMAN ERTÜRK

Su gibi tertemiz ve berrak bir kare. Gözlerdeki parlaklık, yüzlerdeki sıcak gülüş, sade ve göz tırmalamayan giysiler, en çokta samimi ve iç içe bir abidevi duruş. Bir kadın, bir anne olarak korkuyu elinizin tersiyle itmeniz ne harika. Kötülüğü gülümsemeyle paramparça etmeniz saygıdeğer. Gördüğünüz zulme karşı başka bir silahınız yok. Biliyoruz. Tek silahınız olan tebessüm sizi oraya tıkanları perişan edecek kadar var.

Sevgi limanı bir kare aslında bu. Ne yoğun umut ve esinti çarpıyor yüzümüze bu fotoğraftan. Özlenen, gözlerin aradığı bir kare. Sevgi ve saygının ışığı parıldıyor bu resimde. O iki bebek var ya! Onlar da ayrı bir güzellik katmış bu güzelliğe. Fotoğrafın masumiyetinin mührü olmuşlar adeta.

Bu abidevi fotoğrafı gören insanlar onu bağrına bastı. Kadınlar ve bebeklerden müteşekkil masum bir tablo bu çünkü. Sevgi çiçeklerinin kokusu buram buram geliyor karşı tarafa. Mazide birkaç benzer haşmetli fotoğraf vardı ama bu hepsini geride bırakacak gibi görünüyor.

Bu mahpus hanımefendilerin birbirlerini sevdiği, o asil hasleti yaşadıklarını anlamak zor değil. O dört duvar arasında yaşamanın tadını tuzunu böyle sağladıkları muhakkak. Birbirlerinin gecesi gündüzü olduklarını biliyorum. İçerden çıkan birkaç arkadaşımla konuştuğumda buna şahit olmuştum. Sevgi ile kalplerin birbirine açıldığını söyleyebiliriz. Umman gibi sineler yoksa nasıl oluşur? Resme yansıyanda, o şefkat kahramanlarının tertemiz, iyiniyetli, yardımsever geçmişlerinin bir silueti olsa gerek.

Fotoğrafta hiçbir aksayan taraf yok.  Bunun için, fotoğrafı tasvir ederken, hukuk, siyaset ve yargı ile ilgili sözcükleri kullanıp asıl güzelliği zedelemeye gerek yok. Çünkü hukuk ve siyaset tabirleri o kadar kirli ve sahte ki, eldeki fotoğrafın ruhunu öldürebilir.

Ümit ekmeğimiz, suyumuzdur!

Bir nifak şebekesinin yıllardır planladığı büyük bir yıkımı yaşasalar da, zindan onlar için farklı bir buuda açılmaya sebep olmuş gibi. Duruşları ve objektife verdikleri estetik poza bakan bunu anlayacaktır. Yüzlerindeki ışık, gözlerindeki pırıltı, karanlığı muhakkak boğacak. Hiç şüphesiz, bu, masumiyetin getirdiği bir sonuç, tarihe geçecek asil bir duruştur.

Ne yani, onlara yapıştırılmaya çalışılan insafsız yafta, kirli algı, suni ve yapmacık iddia tutacak mı sanıyorsunuz? Tutmaz. Bin kere de olsa tutmaz. Onların iniltileri hak katında çığlık, ağlayan çocukları ve sevdiklerinin yakarışları Mevla indinde beraat talebidir. Bu talep boş ve anlamsız bir şekilde geri mi çevrilecektir? Hayır. Hiç sanmıyorum.

Sizi ne cüretle o zindanlara koydular? Onların suçlamalarının hiçbirine itibar etmeyin. Hatırı sayılır gayretleriniz ve Bursa’nın ruhuna yakışır vefa ve sadakat anlayışınız, ulaşacağı yere çoktan ulaştı bile. Bilumum yalan ve bâtılın temsilcileri, kurumlarınızı kapatsa, arkadaşlarınızı içeri tıksa da, gelecek nesillere bırakacağınız mirasın örneği görüldü bir kez. Kaygı duymanıza hiç gerek yok. O “şanlı şanlı dönen çark”ınız kırılsa da kat’iyyen ümitsizliğe gerek yok. Yüreğiniz bir güvercin yüreği gibi titreyerek açtığınız kurumlar, haramilerce yağmalanırken ızdıraplı sinelerinizde bir yara daha açmıştı. Ama canınız sağ olsun. Bursa gibi, yemyeşil umutlarınız solmasın, kurumasın.  O tomurcukları öldürmek isteyenlere inat, vira bismillah diyerek tekrar başlamanın da vakti gelecek.

Bana en çok ne dokunuyor biliyor musunuz? Sizleri evlerinizden kuzu gibi toplarken kelepçe takmaları ve terörist yaftasını reva görmeleri. Yıllardır polise bir fiske atmayan, mukavemet göstermeyen sizlere bu yaftayı takmaları ne incitici. Dünyanın şahit olduğu cinayetlerden en acımasızı sizlere söylenen bu ifade olsa gerek.

Zindan dışındaki hayatlarınıza bakış

Biraz da fotoğrafın öznelerinden genel manada bahsetmek uygun olanı. Onlar ve binlercesinin birçok özelliği benzeşiyor. Nasıl bir hayat yaşadıkları, zindan ile tanışmadan önceki geçmişlerini bilmek güzel olur. Muhataplarımıza olan saygımız bir kat daha artacaktır. Hepinizi bu resimle ilk defa gördüm. Zindan dışındaki hayatınızda da karınca dahi incitmeyen bir yaşantınızı eşimden ve onun arkadaşlarından öğrendim. Sizler gibi binlerce insanı bu dönemde daha bir tanıma fırsatı buldum.

Bir devlet hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak çalışan hemcinsiniz, tüm meslek hayatında hiçbir uyarı cezası dahi almadan çalışırken bir zalim KHK ile işten atıldı. İsmi öyle meşhurdu ki, herkes doğum için onu tercih etmek istiyordu. Ama zalim rüzgâr ona da vurdu. İşinden, özgürlüğünden oldu.

Başka bir hemcinsiniz bir ilköğretim okulunda sınıf öğretmeniydi. Veliler çocuklarını onun sınıfına yazdırmak için akla karayı seçerlerdi. Bir anne gibi çocuklarla ilgilenir, okul sonrası bile çocukların derslerine yardımcı olurdu. O da bir sabah kendini işsiz buldu. Başka bir sabah gözaltı ve sonrasında zindan ile tanıştı.

İçinizdeki bir arkadaşınızı Bursa’da tanımayan yok gibidir. Hayır işlerinde en önde koşar, talebelere burs bulmak ve onları okutmak için gece gündüz demeden çalışırdı. Adanmış bir ruh idi o. Kendini ihtiyaç sahiplerinin yardımına adamış, hayatına dokunmadığı talebe kalmamıştı çevresinde.  İyilik için koşturmak, nice insanların derdine çare olmak, onların hayır dualarında bulunmak, hakkın rızasını temin etmenin ön şartı gibiydi onun için. Maalesef, bu karanlık fırtınanın ilk kurbanlarından biri oldu.

Dışardaki nadide yaşantınız Hak katında hep takdir gördüğünü ümidindeyim. Çünkü insanlığa hizmet, hakka hizmet düsturu için çabalıyordunuz. Dünyeviliğe ve tenperverliğe fersah fersah uzak haliniz zindanda zirve yaptı. “Yusufluk” makamı ne değerli bir seviye değil mi? Gözlerinizdeki yaş, içinizdeki gam ve keder gitmiş gibi… Dışarıdaki tertemiz yaşantınız, içerde Mevla’ya yakınlaşarak tam akort oldu. Meleklerde hayret ve hayranlık uyaran bir seviye sizin ki. Hiç şüphem yok. Ne mutlu size! En kısa zamanda özgürlüğünüze, sevdiklerinize kavuşmanız ne mutlu edecek bizleri.

Utanılacak bir şey yapmadınız

Düşünce dünyanızda da hatırı sayılır gelişme olduğunu söylemek lazım. Hak ve hakikate aşina insan bakışı resimden bu tarafa yansıyan bir güzellik. Ne olgun ve soylu kadınlarsınız siz? Mütevazi duruşunuzda nasıl bir heybet yansıyor bu tarafa, adeta coşkun bir volkan gibi. Duruşunuz yürek titretecek cinsten. Evet. Korkması gerekenler bu fotoğraftan korksunlar. Sizin bu vatanı canınızdan çok sevdiğinizi, masum olduğunuzu onlarda biliyor, tek gayenizin rıza talebiyle hizmet etmek olduğunu da.

O fotoğrafta siz sükut ettiniz ama destanınız tarihe işlendi bile. Bugünden itibaren tüm cezaevlerinde fotoğraf çekilmeye yasaklasalar ne olur! Bu fotoğraf bile tek başına tüm zulmü anlatmaya yeter de artar bile.

Ey zindanın geçici sakinleri. Sizlere sahip çıkmak da bizler için gurur verici. Masumları savunmak ne zevkli bir iş bilmezsiniz. Siz utanılacak bir şey yapmadığınızı biliyorsunuz. Bizde size şahidiz. Başınızı öne eğmemenizden, yüzünüzü saklamamanızdan bunu kolayca anlıyoruz. Sevdiğine kalbinde yer vermek var ya! Kalbimizde yerinizi çoktan aldınız. Sizin gibi tüm gariplere selam olsun.

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin