‘Batıkları kurtaralım’ derken battılar

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Verginin vergisinin tahsil edildiği Türkiye’de batık kredinin batığı olmaz mı? 2017 ve 2018 senelerinde bankalara kredi borcunu ödeyemeyen şirketler için dahiyâne bir formül geliştirilmişti.

Ne pahasına olursa olsun batıkların yüzmesi temin edilecekti. Zira Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) ismi kriz veya iflas etmiş işletmelerle yan yana telaffuz edilmemeliydi.

Böyle buyurmuştu AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan. Hazine’nin anahtarlarını damadı Berat Albayrak’a vererek yeni ekonomik modelin nasıl işleyeceğini cümle âleme göstermişti.

İCRA TAKİBİ SAFHASINDA YENİ KREDİ VERİLDİ

Mevzuata göre banka alacağını tahsil edemediğinde geriye tek yol kalır: İcra takibi başlatmak. Erdoğan’ın talimatıyla Hazine o yoldan evvel başka bir yola saptı.

Kredi Garanti Fonu (KGF) üzerinden kefalet verilen kredi tutarı 200 milyar Türk Lirası’na yükseltildi.

Kefalet tutarı artınca batık şirketlerin sahipleri, KGF’den aldıkları teminat mektubu ile bankalarla yeniden pazarlığa oturdu.

Bankacılar siyasî veçhesine vakıf olduğu bir müzakerede haliyle ne bilançoya baktı ne de nakit akım tablolarına… Niye Saray’ın hışmına uğrayacak bir maceraya girsin ki!

ŞİRKET BATSA DA PARAYI HAZİNE ÖDEYECEK

Neticede krediye Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi kefil olmuş. Şirket batarsa parasını Hazine’den alacaktı. Üstelik bu sayede bankaların bilançoları da çamaşır suyuna yatırılıyordu. Kredi batsa da kurtarılıyordu.

Nasıl olsa yeni Türkiye’de vatandaşın vergilerinin iktidara yakın işadamlarının kurtarılması uğruna çarçur edilmesi kimsenin umurunda değil.

KGF’nin teminat verdiği tutarın bazı şirketlerde yüzde 90’a kadar çıktı. Risk tamamen Hazine’nin omuzlarına bindi.

205 MİLYAR TL KREDİ TAHSİS EDİLDİ

Böyle bir müdahale olmasa 1 liralık ilave kredi alamayacak kadar batık vaziyetteki şirketlere toplam 205 milyar lira yeni kaynak tahsis edildi. Basiretsiz tacirliğin mükâfatı.

Evdeki hesap çarşıya uymadı. 2018’in ağustos ayında TL, dolara mukabil yüzde 35 eridi. Döviz borcu yüksek şirketler için en son arzu edilecek şokun artçıları geldikçe bankacıların uykusu kaçmaya başladı.

Zira şirketler KGF kefaleti ile aldıkları kredileri de ödemiyordu. Kredinin kredisi de batıyordu.

Yeni krizde nakit dar boğazı küçüğünden büyüğüne bütün firmaları yere seriyordu. Şirketler krediyi ödemeyince bankalar KGF’nin kapısını çaldı.

BANKALARA “EVRAK EKSİK” CEVABI

6-7 aydır bin dereden su getiren KGF “evrak eksik, imza okunmuyor” gibi bahanelerle bankaları oyalıyor.

Teamüle göre şirket vadesinde borcunu ödemediğinde kefaletin sahibi KGF bir ay içinde hesabı kapatıyordu. Bahse konu tahsilat, geçen senenin ağustos ayından beri yapılamıyor.

KGF, en erken iki ay içinde cevap veriyor. O cevapta da “eksik evrak var” deniliyor. Banka eksiği ikmal ettiğinde KGF bu defa başka bahaneleri sıralıyor ve parayı yatırmıyor.

Bankaların yapılandırma imkânı olmayan kredileri “takipteki alacaklar” kaleminde göstermesi lazım. Amma velâkin KGF’den netice alınamadığı için tahsilat da yapılamıyor borçlu hakkında icra takibi de başlatılamıyor. Kördüğüm.

KREDİLERİN YÜZDE 10’U BATTI

Hazine ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) KGF kefaletli kredilerde batık oranını “yüzde 1,4” olarak açıklayarak gerçek batığı da saklıyor. Bankacılar ise hakiki tutarın yüzde 10’u geçtiğini belirtiyor.

Son dönemde Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank gibi kamu bankalarının çaya çorbaya limon kabilinden kredi yapılandırmalarına müdahil olmasının bir sebebi de KGF kördüğümüdür.

Bankalar, Saray’ın talimatına rağmen şirketlere aynı mekanizma ile yeni kaynak tahsis etmeye mesafeli.

Alacaklarını Hazine üzerinden tahsil etmekte bile binbir meşakkatle karşılaşıyorlar. AKP hükûmetinin nakit zengini İş Bankası’nı bütün iştirakleri ile Hazine’ye devretmek için acele etmesi sebepsiz değil.

BANKALAR DA RİSK ALTINDA

“Batık şirketleri yüzdürelim” derken vatandaşın mevduatını emanet ettiği bankaları batırmanın eşiğine getirecek kadar gözlerini kan bürümüş.

Piyasa ekonomisinin işleyişine müdahale etmenin usûl ve esası hafife alındığında ne oluyorsa Türkiye’de tam da o oluyor.

Türkiye’yi bir aile şirketi ve kendisini o aile şirketinin patronu olarak gören Erdoğan verdiği hatalı kararlarla borç girdabından çıkmaya muvaffak olan gemileri de batırıyor…

YORUM YAZIN

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi girin